Murat

Murat
Issız yerlerde kendin için bir evren ol
Sovyetler Birliği sömürücü kurumlara rağmen hızlı büyüme gerçekleştirmeyi başardı çünkü Bolşevikler güçlü bir merkezi devlet inşa ettiler ve bu merkezi devleti, kaynakları sanayiye tahsis etmede kullandılar. Ancak sömürücü kurumlara dayalı büyümenin tüm örneklerinde olduğu gibi, bu deneyim teknolojik değişim içermiyordu ve sürdürülebilir değildi. Büyüme önce yavaşladı, sonra tamamen durdu. Kısa ömürlü olmasına karşın, bu tip büyüme yine de sömürücü kurumların ekonomik faaliyeti nasıl canlandırdığını ortaya koymaktadır.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Siyasal otorite ve güç Komünist Parti’nin elinde olduğundan insanların karşılaştığı temel teşvikleri kökten değiştirmek imkânsızdı; ikramiye olsun ya da olmasın. Komünist Parti kurulduğu günden itibaren istediğini elde etmek için yalnızca havuç değil sopa da kullanmıştı, hem de büyük sopalar. Ekonomik verimlilik için de durum çok farklı değildi. Eksiksiz bir yasa sistemiyle, işten kaytardığı fark edilen işçilere cezai müeyyideler getirilmişti. Örneğin, Haziran 1940’da çıkarılan bir yasa izin alınmadan 20 dakika için bile işte olmamayı, hatta işte olup avarelik etmeyi işe devamsızlık olarak tanımlıyor ve bunu da altı ay ağır iş ve ücrette yüzde 25 kesintiyle cezalandırılabilecek bir suç sayıyordu. Buna benzer bin bir çeşit müeyyide getirildi ve şaşırtıcı bir sıklıkla uygulamaya koyuldu. 1940 ile 1955 arasında 36 milyon insan, yetişkin nüfusun yaklaşık üçte biri, bu tür suçlardan suçlu bulundu. Bunların 15 milyonu hapse atıldı ve 250 bini vuruldu. Her yıl 1 milyon yetişkin iş ihlali nedeniyle hapse atılıyordu. Stalin’in Sibirya’daki kamplara sürgüne gönderdiği 2,5 milyon insan da cabası. Yine de işe yaramıyordu. Birini fabrikaya gönderebilirsiniz fakat vurmakla tehdit ederek insanları iyi fikirler düşünüp bulmaya zorlayamazsınız.
Stalin ve sonraki Sovyet liderlerinin izledikleri politikalar hızlı bir büyüme sağlasa da bunu süreklilik gösterecek şekilde yapmayı başaramadılar. 1970’lere gelindiğinde ekonomik büyüme adeta durdu. Bundan çıkan en önemli ders şudur: Sömürücü kurumlar iki nedenden ötürü sürdürülebilir teknolojik değişim üretemezler; ekonomik teşviklerin yokluğu ve yaratıcı yıkımın siyasal sonuçlarından korkulması. Buna ek olarak, gayet verimsiz bir biçimde kullanılan tüm kaynaklar sanayiye aktarıldığında geriye devlet zoruyla elde edilebilecek çok az bir kazanç kalacaktır. Böylece yenilikten yoksun, ekonomik teşvikleri zayıf Sovyet sistemi bir bariyere tosladı ve daha fazla ilerleyemedi. Sovyetlerin çok büyük gayretler sonucunda yenilik getirmeyi sürdürebildikleri tek alan askeri teknolojiler, havacılık ve uzay teknolojileriydi. Bunun sonucunda uzaya ilk köpeği, Leika’yı ve ilk insanı, Yuri Gagarin’i göndermeyi başardılar. Dünyaya bıraktıkları miraslarından biri de AK-47’ydi.
Sömürücü kurumlara dayalı büyümenin keskin sınırlarının olmasının tek nedeni yaratıcı yıkımın ve yeniliğin olmayışı değildir. Maya şehir devletlerinin tarihi, yine sömürücü kurumların iç mantığının zorunlu kıldığı daha meşum ve ne yazık ki daha yaygın bir sonu ortaya koyar. Bu kurumlar elit için ciddi kazançlar sağladığından, mevcut elitin yerine geçme mücadelesi vermek için güçlü teşvikleri olan başka kimseler çıkacaktır. Dolayısıyla iç savaş ve istikrarsızlık sömürücü kurumların doğasından gelen özelliklerdir ve yalnızca daha ileri yetersizliklere yol açmakla kalmazlar, aynı zamanda çoğu zaman her türlü siyasal merkeziyeti tersine çevirirler, hatta bazen asayişin tamamen çökmesine ve kaosa neden olurlar; tıpkı Klasik Çağ’da Maya şehir devletlerinin göreli başarılarının ardından deneyimledikleri gibi. Doğası gereği sınırlı olsa da, sömürücü kurumlara dayalı büyüme iş başındayken olağanüstü bir görünüm sunabilir. Sovyetler Birliği’ndeki ve Batı’daki pek çok kişi 1920’ler, 30’lar, 40’lar, 50’ler, 60’lar ve hatta 70’lerdeki Sovyet büyümesi karşısında korkuyla karışık bir hayranlık duymuşlardı; tıpkı bugün Çin’deki ekonomik büyümenin tehlikeli boyuttaki hızı karşısında büyülendikleri gibi. Ancak 15. bölümde daha detaylı bir biçimde tartışacağımız gibi, Komünist Parti yönetimindeki Çin sömürücü kurumlara dayalı büyüme deneyimleyen topluma bir başka örnektir ve benzer şekilde, kapsayıcı siyasal kurumlara doğru köklü bir dönüşüm geçirmedikçe sürekli bir büyüme göstermesi pek mümkün değildir.
Ne var ki, sömürücü kurumların ürettiği büyüme kapsayıcı kurumlara dayalı büyümeden yapısal olarak çok farklıdır. En önemlisi, sürdürülebilir değildir. Sömürücü kurumlar doğaları gereği yaratıcı yıkımı teşvik etmezler ve olsa olsa sınırlı miktarda teknolojik ilerleme sağlarlar. Bu yüzden ürettikleri büyüme sınırlı bir süre devam eder. Sovyet deneyimi bu sınır için iyi bir örnek oluşturur. Sovyet Rusya, dünyadaki bazı ileri teknolojileri hızla yakalayarak ve kaynaklarını son derece verimsiz tarım sektöründen çekip sanayiye aktararak hızlı bir büyüme sağladı. Fakat en nihayetinde, sağlanan teşvikler tarımdan endüstriye kadar hiçbir sektörde teknolojik ilerlemeyi canlandıramadı. Bu yalnızca kaynakların adeta akıtıldığı ve Batı’yla rekabetteki rolünden ötürü yeniliğin fazlasıyla ödüllendirildiği birkaç alanda meydana geldi. Büyüme ne kadar hızlı olsa da kısa ömürlü olmaya mahkûmdu ve 1970’lere gelindiğinde pili çoktan bitmişti.