Çok eskilerde erkek insanın "tohumu" sağladığı ve dişinin de sadece içinde tohumun geliştiği toprak olduğuna tamamen inanılmıştı. Eğer hiç çocuk doğmazsa, söz konusu kadının çöl toprağı gibi "çıplak" olduğuna inanılıyordu. 1779 Spallanzani ( 1768'e bakınız) yumurtaların gelişimini inceledi. O günlerde yumurtalık foliküllerinin (bezcik, ç.n.) (Danimarkalı Anatomist Reinier de Graff [ 1641- 1673] tarafından 1673'te keşfedildi ve bu nedenle hala Graafi folikülleri denilmektedir) yumurtalar olduğu düşünülüyordu. Spallanzani ise menideki sperm hücreleri, foliküllerle gerçekten fiziksel temasta bulunmadıkça, döllenmenin gerçekleşmeyeceğini gösterdi. Bu, üremenin tek taraflı bir şey olmadığını ve hem anne hem de baba çocuğun doğmasına katkıda bulunduğundan, çocuk doğurma konusunda her iki tarafın da kusurlu olabileceğini gösteren kuvvetli bir işaretti.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Brandt'ın kobalt maddesini diğer maddelerden ayırmasının üzerinden on dört yıl geçmesine rağmen ( l 737'ye bakınız), bakır vermeyen bakır cevheri problemi hala varlığım sürdürüyordu. Bu tür cevherlerden biri kobalt da vermiyordu ve madenciler ona kupfemikel (şeytanla ilgili olarak Yaşlı Nick'in bakın) dediler. l 75 1'de Brandt'm asistanı olarak çalışmış maden bilimi uzmanı olan Isveçli Axel Fredrick Cronstedt ( 1722-1765), kupfernikelle ilgilendi ve ondan ne bakır ne de kobalt olan beyaz bir metali ayırdı. Cronstedt buna madencilerin verdiği ismin ikinci yansını alarak, nikel dedi.
Bakır cevherine benzeyen mavi bir mineralin eritildiğinde bakır vermemesi madencileri şaşkına döndürmüştü. Bunun üzerine onlar da bunun cinler -bazen kötücül oldukları düşünülen toprak ruhları- tarafından büyü yapılmış bir bakır cevheri olduğunu düşündüler. 1737'de lsveçli Kimyacı Georg Brandt (1694-1768) mavi cevheri inceledi ve ondan bir metal elde etmeyi başardı; fakat bu, kesinlikle bakır değildi. Brandt bunu kobalt diye telaffuz ederek cinin (İng. kobold, ç.n.) adını verdi. Elementin , adı hala budur
Mercator'un harita kitabının kapağında mitolojik Yunan Titanı Atlas'ın dünyayı omuzları üstünde tutarken resmi vardı. Sonuç olarak bu kitap ve daha sonra gelen bütün harita kitaplarına atlas denildi.
1552'de, daha çok adının Latince versiyonuyla Nostradamus olarak bilinen Fransız Astrolog Michel de Notredame .'(1503-1 566) , geleceği önceden görebildiğini gösteren karışık mısralar yazmaya başladı. Bunlar cahil ve basit kimseler arasında o günden beri itibar görmektedir.