Fikr ile hatırım tereddüdde,
Acaba cin miyim veya insan?
Daima gördüğüm şu: berr-i yaban!
Eyledim külbe-i tecerrüdde
Doğduğum yer lisanını nisyân!
Bir dua kılmağa olaydı mecâl,
Emr-i Hakk’ı ederdim isti’cal!
Sayfa 77 - Babıali Kültür Yayıncılığı, 2. Baskı, 2024·Kitabı okudu
Yok vücüdumda takat-ı heyecân;
Medfene döndü olduğum mesken!
Korkar oldum İlahî kendimden!
Hod-be-hod sorduğum şudur her an:
Vatanımdan bu semte yok mu gelen?
Söyle ey bâd o kıble-i âmâl
Oldu mu ceyş-i hasm ile pâmâl?
Sayfa 71 - Babıali Kültür Yayıncılığı, 2. Baskı, 2024·Kitabı okudu
Çok gençken, yaşamak, sabah kuş seslerini işitmek, yağmurun ardından tepelere bakmak, güneşin altında parlayan kayaları, yaprakları görmek, bulutların geçişini seyretmek, aydınlık bir günde bütün kalbinle ve açık bir zihinle sevinmek bir zevktir. Büyüyünce bu duygumuz yiter, yerini kaygılara, tasalara, kavgalara, nefretlere, korkulara ve bitmez tükenmez bir geçim çabasına bırakır. Günlerimiz birbirimizle savaş hali içinde, hoşlanmalar ve hoşlanmamalarla, ara sıra aldığımız küçük hazlarla geçer. Kuşları hiç duymayız, ağaçlara daha önce baktığımız gözlerle bakmayız, çimenlerin üstündeki çiy damlalarını, uçmakta olan bir kuşu, dağda gün ışığında parıldayan bir kayayı eskisi gibi görmeyiz. Büyüyünce bütün bunları görmeyiz. Neden? Bu soruyu hiç sordunuz mu bilmiyorum. Bence bunu sormak gerek.