Şefkat, hazîne-i medeniyyetin, herkesin iştirâya kudret-yâb olamayacak bir gevher-i girânbahâsıdır.
[Şefkat, medeniyet hazinesindeki, herkesin satın almaya güç yetiremeyeceği kadar pahalı bir mücevheridir.]
Sayfa 107 - Beyan Yayınları, Osmanlıca-Türkçe, Haziran 2017·Kitabı okudu
Sabr ü kanâatle me’lûf olamayanlar, hayât-ı istikbâllerini pençe-i felâkete teslîme müheyyâ olmalıdır.
[Sabır ve kanaate alışık olamayanlar, ömürlerinin ilerleyen günlerinde felaketin pençesine teslim olmaya hazırdırlar.]
Sayfa 109 - Beyan Yayınları, Osmanlıca-Türkçe, Haziran 2017·Kitabı okudu
Din o kadar âlîdir ki anı istihkâr ve inkâra cür'et iden, kendini o muhît-i sefilde ne kadar akıllı zann u kıyâs iderse itsin, hakikatde dînin dâire-i ulviyyetine zafer-yâb-ı vüsûl olmağa aklen ve ilmen henüz kesb-i istihkâk itmemişdir.
[Din o kadar yücedir ki, onu küçümsemeye ve inkar etmeye cesaret eden, kendini o alçak düşünce içinde ne kadar akılllı zannederse zannetsin, hakikatte dinin yüce dairesine zafer ile girebilmeye akıl ve bilgi açısından henüz hak kazanamamıştır.]
Sayfa 93 - Beyan Yayınları, Osmanlıca-Türkçe, Haziran 2017·Kitabı okudu