Büyük ruhların, derinlikli gönüllerin, hüzünden, hazandan, sessizlikten ve gurub vaktinden hoşlanmaları nasıl açıklanabilir? Onun nedeni bu durum ve zamanlarda insanın kendisini alemin bitiş sınırına daha yakın olarak hissediyor olması değil midir? İnsan, varlığının derinliklerinde hep, mutlak olanı, sonsuzu, ebediyet ve ezeliyeti, aydınlığı, zamansızlığı, mekansızlığı, sınırsızlığı ve renksizliği, mutlak soyutlamayı, kutsalı, mutlak özgürlüğü, “ilk başlangıç”ı ve “son bitiş”i, mutlak erek”i , mutlak kemali, en doğru mutluluğu, mutlak hakikati, “yakîn olan”ı, aşkı, güzelliği, mutlak iyiyi, en güzel olanı, en temiz olanı arzulamaktadır.