Hüseyin Aycan

Komedi ve trajedi. Komedi, insanı eğlendiren, neşelendiren dramların tümüdür. İnsanı hüzünlendiren, insana gam veren eserlerin tümüne ise trajedi adı verilir. Trajik bir eseri seyreden bir kimse hüzünlenerek derin düşüncelere dalar. İnsanda meydana gelen bu duygu haline gam/hüzün, bu tür eserlere de trajedi adı verilir. Buna göre trajik eserler insanın hüzünlendirip derin düşüncelere dalmasına sebep olurken, komedi tam tersini yapar. Komedi bu yüzden popüler, aşağı dereceden kimselere hitabeden bir sanat dalıdır. Aydınlar ve büyük ruhlu kimseler, daha çok trajediyi severler. En orijinal sanat eserleri trajedilerdir.
Reklam
Bazı düşünürlerin zannettiği gibi, dram gösteri ya da tiyatro anlamına gelmez. İster duygularını açıklayan bir şair, ister heykeltraş, ister yazar ya da tiyatrocu olsun, bu bakımdan aralarında hiç bir fark yoktur. Tüm sanat eserleri bir tür temsil ve sergileme duygusunu açığa vuran eserler değil midir? Buna göre temsil ve açıklama yani dram, eğer oyun aracılığıyla yapılıyorsa tiyatro; sesle yapılıyorsa müzik; renklerle yapılıyorsa resim dramı adını alır.
Tarih boyunca insan eğer dinin peşi sıra gitmişse, bakma ve görme yoluyla ya da ondan kaçma arzusu içinde bir kapı ya da pencere açma çabası içinde olmuşsa, dışarıda bir evrenin var olduğuna inanmasa bile  bu durum, insanda doğanın yerine getiremediği arzuların bulunduğunu gösterir. Bu arzuları üreten ya sanatçıdır; ya da insanın kendisini gurbette hisettiği ve bulunmaya değmeyen bir yerden kaçmanın yollarını gösteren dindir.
Dinin “olması gereken” başka bir dünyaya aralanan bir kapı olduğu anlaşılmış bulunmaktadır. (Bu dünyanın varlığı ya da yokluğu, şu an bizim meselemiz değildir.) Sanat ise penceredir. Sanat, “biz bu dünyaya ait varlıklarız; başka bir yere gitme imkanımız yoktur; herhalde burada bulunmaya mahkumuz.” diyerek, bakma ve görme yoluyla ideal dünyayı ideal olmayan kötü dünyanın içerisine getiren bir pencere açıyor. Bir başka ifade ile, irfan, “olması gereken” bir dünyaya aralanan kapı, sanat ta bu dünyaya açılan pencere durumundadır.
Mitoloji kahramanlarıyla destan kahramanlarının arasındaki fark nedir? Mitoloji kahramanları hiç bir zaman var olmamışlardır; insan zihninin ürünü olan düşüncelerdir. Ancak destan (esatir) kahramanları, dönüşmüş/evrilmiş birer tarihsel kişiliktirler. Destan kahramanları yeryüzünde, insanların arasında yaşarken, mitolojik kahramanlar başka dünyada yaşamaktadır.
Reklam