Hüseyin Aycan

Kahramanını yenilmez ve ölümsüz olarak görmesi insanın ruhsal bir kabulüdür. Her ne kadar tarihte böyle bir kahraman gerçek bir şahsiyet olarak zuhur etmemişse de, mitoloji, her tür imkanı bulunan kusursuz kahramanlar üretmektedir. İşte bu yüzden, mutlak gücü elinde bulunduran mitolojik kahramanlarımız vardır. Herkesin bildiği tarihsel bir şahsiyeti, yavaş yavaş mitolojik bir kahramana dönüştürürüz. Bu kahramanın İranlı olup olmaması önemli olmadığı gibi, Darius’u öldüren, Cemşid’in tahtını ateşe atan İskender gibi bir şahıs olup olmaması da fazla önemli değildir.
Reklam
(mitolojik) İskender, insanlığa hizmet etmek, manevi önderlikte bulunmak ve metafizik çağrılarda bulunmak için yeryüzünde zuhur eden mutlak bir tanrı olarak görülmektedir. Zaman, mekan ya da başka bir şeyin onu durdurmaya gücü yetmemektedir. İskender, hayal kalesinin ve şark arzularının zirvesine tırmanmıştır. Tarihsel bir şahsiyeti mitolojik bir şahsiyete dönüştüren İnsanî duygular nelerdir? Bu duygunun, yurtseverlik, milliyetçilik ya da ırkçılık duygusuyla açıklanması mümkün değildir. Bunun nedeni, insanın dünyadaki şahıslar ve kahramanlar gibi olmayan, yenilmez, mutlak ve büyük bir kahramana duyduğu arzudur. Tarihsel kahramanların tümü gerçeklik sınırıyla sınırlanmış durumdadırlar. Hastalık, mağlubiyet ve korkunun, hepsine de musallat olması kaçınılmazdır, işte bu tür eksiklikler onları zaafa uğratır; en azından onların belini büken yaşlılık vardır. (Oysa) Yüzlerinde tüm arzu ve isteklerinin gerçekleştiğini gördüğü kahramanlara ihtiyacı vardır insanın. Halbuki tarihsel kahramanların çehresinde bu arzularının tümünü görmesi imkansızdır. Kahramanının, ölümsüz, bunu beceremezse bile kaybolup, gizlenen birisi olmasını ister. Bu sebeple büyük milletlerin kahramanlarının hepsi de ölümsüzdür.
İnsanın yeryüzündeki uğraşlarından birisi de gerçek insanlardan mitolojik tipler üretmektir. İskender kimdir? Kazandığı zaferlerin ve işlediği cinayetlerin sarhoşluğunu yaşayan mağrur bir fatih. İranlıların lanetlemesi gereken İskender onların sevgilisi, hatta tanrısı ve rabbi konumuna gelmiştir. “İskendername" adıyla kaleme alınan kitaplara baktığımızda, İskenderin İranlıların mev’ud bir kahramanı, zamanın etkileyemediği yenilmez bir kahraman olarak tanıtıldığına tanık oluyoruz. Dört yaşında büyük savaşlara katılan, üç yaşında kılıç kullanmayı öğrenen bir kimse. (Rüstem’in durumu da bundan farksızdır.) Onaltı yaşında İran topraklarında görülür. Hangi misyonla buralara gelmiştir? Ne yapacaktır? Cehalete garkolmuş dünyada hikmeti yaymak, dünyanın ve İran’ın düçar olduğu şirk hastalığından onları kurtarmak ve tevhidi hakim kılmak için!!
Günümüzde bile mitolojilerin üretimi devam etmektedir. Mitoloji dışında, felsefede bile bunun varlığının izlerini sürmek mümkündür. Eflatun’nun felsefesindeki idealar nedir? Eflatun gerçekten bu ideaları doğadan mı almıştır? İnsan, her şeyin ebedi ve nisbî olmayan ideasına muhtaçtır. İşte bu yüzden Eflatun, halkın inançlarından farklı olan felsefede idealar dünyasının bulunduğuna inanıyordu.
Güzellik, temizlik güç ve kötülük tanrıları olmayan hiç bir millet yoktur. Acaba bunlar, doğada bulunan ve insanın keşfettiği şeyler midir? Hayır. Doğada bulunmadığı için insan bunları yaratmaya kalkışmıştır. Psikolojide bir görüş vardır: İnsan bir şeyi şiddetle arzuladığı zaman, bu arzusu olağanüstü bir hal alarak devam ederse bunu ne yapıp yapıp dışarıda var eder. Bu görüşe dayanarak, insanda “daha iyi bir dünya” arzusu şiddetlendikçe ve bu arzu sürdükçe, onun, ruhen bu arzusunun nesnesini dışarıda tecessüm ettirdiğini, mutlak dünyalar yarattığını söyleyebiliriz.
Reklam