Hüseyin Aycan

Bütün doğu medeniyeti çökmedikçe, diaspora yeniden doğamaz ve böylesi bir neticeden de aptallar hariç, kimse korkmaz.
Reklam
‘İmkânsız’ kelimesinin varlığı, artık teknik bilimin kelime dağarcığında yer almıyor. Geçen yüzyılda yaşayan bir adam tekrar yeryüzüne dönse, bugünün yaşamını tamamıyla akıl almaz bir sihirle donanmış olarak bulabilir.
Bizim bir bayrağımız yok. Ve bir tane bayrağa ihtiyacımız var. Eğer bir çok insana rehberlik etmek istiyorsak, başlarının üzerine bir sembol yükseltmeliyiz. Ben, yedi altın yıldızlı bir bayrak öneriyorum. Beyaz zemin yeni hayatımızın saflığını, temizliğini sembolize edecek ve yedi yıldız da iş günümüzün yedi altın saatini temsil edecek. Zira Vaadedilmiş topraklara şerefin rozetini taşıyarak topluca yürüyeceğiz.
Sağlıklı bir insan, yoğun bir şekilde günde üç buçuk saat çalışabilir. Ailesine, dinlenmeye ve diğer meşguliyetlere ayırdığı aynı uzunlukta bir zaman aralığından sonra tekrar tamamıyla dinlenmiş olarak işe koyulabilir. Böyle yaşayan her işçi harika şeyler yapabilir.
Filistin’i mi, yoksa Arjantin’i mi seçmeliyiz? Biz, bize verileni ve Yahudi halkının seçtiğini seçmeliyiz. Arjantin, geniş arazileri olan, seyrek bir nüfusun yaşadığı, ılıman iklime sahip, yaşamak için en elverişli ülke. Arjantin Cumhuriyeti, arazisinin bir kısmını bize bırakırsa saygın bir kazanç elde eder. Ancak kesinlikle Yahudilerin bu bölgeye sızması bazı hoşnutsuzluklar doğurur ve bizim yeni hareketimizin farklı özü hakkında Arjantin Cumhuriyetinin bilgilendirilmesi gerekebilir. Filistin ise bizim her zaman hatırlayacağımız tarihi evimiz. Filistin ismi halkımıza olağanüstü bir kuvvetle çekici görünebilir. Eğer Sultan Hazretleri bize Filistin’i verseydi, biz Türkiye’nin bütün maliyesini yeni baştan düzenleme görevini üstlenebilirdik. Biz Türkiye’de Asya’dan gelen barbarlığa karşı koyan bir sınır karakolu, bir kale oluşturabilirdik.
Reklam