İnsan, kesin bir zafer kazanmasında kendisine yardımcı olacak birçok yetiye sahip olduğundan, ölüm asla korkulası bir düşman değildir: İntikam ölüme karşı zafer kazanır, aşk onu küçümser, onur onun etrafında dolaşır, utanç korkusu onu tercih eder, matem ona sığınır, korku ise zaten ona hazırlıklıdır.
...ölüm, organın işkence anında çektiği acının çok daha azıyla olup biter. Zira en hayati organlarımız, en hassas organlarımız değildir. Bir filozofun, doğal bir insanın söylediği şu söz bu konuyla ilgilidir: Ölümün yaygarası daha korkutucudur ölümün kendisinden.
İnsanı yalancı ve kaypak görülmekten daha utançla saran başka bir kötülük yoktur. Bu yüzden Montaigne yalan kelimesinin neden böylesine yüz kızartıcı ve aşağılık bir anlam içerdiğini incelerken pek anlamlı bir şekilde, dikkatlice incelenirse (diyor), bir kişinin yalan söylediğini söylemek, aslında onun Tanrı'ya karşı küstah, insanlara karşı korkak olduğunu söylemekle aynıdır. Zira yalan, Tanrı'yı aşağılama, insan karşısında eğilip bükülmedir.
Kıyıda duran için hoştur dalgalarda yalpalanan gemileri izlemek, hoştur kalenin penceresinde duran için yapılan savaşı ve ondaki farklı olan biteni, aşağıya bakıp da izlemek.