Atatürk'ün kendini idarenin günlük işlerinden çekmesi, bu alanı İsmet lnönü'ye bırakması ve kendisini sabaha dek sürecek ve mutat zevatın katılacağı sofralarda ele alınacak büyük plan ve projelere vakfetmesi de, daha sonra Stalin ile Mao'nun aynen uygulayacağı bir yöntem olacaktır. Yine ilginç biçimde, mesela Stalin döneminde yaşayan Rus tarihçi Ivan Ivanovich Shitıs, 1928-1931 arasında tuttuğu günlüklerine, Stalin kültünün, Mustafa Kemal kültünden ilhamla inşa edildiğini yazar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Vasfi Raşit Seviğ 1938'de yayınlanan Teşkilat-ı Esasiye Hukuku kitabında, ltalyan ve Almanların, Kemalistlerin "mucizevi 'şef sistemi'ni ödünç alarak kendi mucizelerini gerçekleştirdikleri"ni ama nihayetinde sistemi aşırıya götürdüklerini yazar. Dahiliye Vekili Şükrü Kaya da, 1935 yılında, Türk inkılabının tarihsel önceliğini hatırlatır. Ona göre: "Diğer memleketlerde tatbik edildiği görülen muvazi ve mümasil hareketler tarih sırasıyla hep bizimkinden sonradır. "Daha 1928'de Grace Ellison, Türklerin taklit eden değil, taklit edilen oldukları noktasındaki hassasiyetlerini şöyle aktarır:
Avrupa Basını ne zaman Mustafa Kemal'den "Türkiye'nin Mussolinisi" diye bahsetse ki bunu sık sık yapar, Türkler son derece sinirleniyorlar. Onlara göre dogrusu Mussolini'yi "Avrupa'nın Mustafa Kemal'i" olarak tanımlamaktır.
(Faşist İtalya, Hitler Almanyası, Komünist Rusya), bu üç totaliter tecrübenin, Cumhuriyet yönetimi tarafından etkin biçimde incelendiği ve zaman zaman da taklit edildiği iddia olunabilir. Fakat etkilenmenin tek yönlü olduğunu düşünmek de, Türk devrim tarihini küçümsemek anlamına gelir. Falih Rıfkı'nın Hitler'den aktardığı "Onun ilk talebesi Mussolini'dir, ikinci talebesi benim! " sözünü yukarıda görmüştük. Gerçekten de tarih itibariyle Kemalist kadronun İtalya ve Almanya'dan öğrendiği şeyler kadar, onların da, özellikle Mustafa Kemal'in dine ve dindarlara muamele tarzından ve toplumu değiştirme noktasındaki cesaretinden bir şeyler öğrenmiş olabilecekleri iddia edilebilir. Özellikle Naziler söz konusu olduğunda etki son derece açıktır. "Naziler için Türkiye eski Doğu değildi; Almanya'ya getirmek istedikleri modern milliyetçi ve totaliter siyasetin bir bayraktarıydı" diye yazar Stefan İhrig. Nazi Almanyası'nda pek çok makale, nasyonal sosyalizm ve Kemalizm arasındaki benzerlikleri inceler ve totaliterlik ve tek adam yönetiminin yanı sıra gelecek nesillerin yetiştirilmesinden, toplumun yabancılardan arındırılmasına veya ekonomik anlayışlarına kadar pek çok benzerliği sıralar.
Falih Rıfkı'nın anlatımıyla: Biz de Leninizmin Rusya'daki, Mussolinizm'in ltalya'daki tecrübelerinden istifade edebiliriz. Türk yığınlarının terbiyesi için Moskova'nın yığın terbiyesi metotları, devletçi Türk iktisatçılığı için Faşizm'in korporasyon metotları, yepyeni kafa ve ruhta bir Cumhuriyet genci yetiştirmek için her iki inkılabın çocuk ve genç yetiştiren metotları adım adım tetkik edeceğimiz şeylerdir.
Ali Naci Karacan, çıkardığı inkılap gazetesinde, daha 2 Aralık 1930 tarihindeki başyazısında "Rusya'da nasıl bir komünizm, ltalya'da nasıl bir faşizm varsa, bizde de bir Kemalizm olmalıdır" diye yazar.