Himmler'in başında olduğu SS'lerin ise kendi başlarına dinsel bir anlamları vardır. Onlar, tıpkı Nazi ideolojisi gibi, "hiper bürokratik akılcılık ile Pagan, Hıristiyan ve Avrupa dışı kültürlerden alınan inançların" bir sentezidirler. Tarikatımsı bir organizasyon olan SS'ler, "Töton şövalyeleri, Cizvitler ve samuraylardan" esinlenerek oluşturulmuştur.
Faşist merkezlerde (Casa del Fasciolar), faşizmin şehitlerine adanmış mabetler bulunmaktadır ki, ana merkezdeki mabedin hiç sönmeyen ateşi bizzat Mussolini tarafından yakılmıştır. Faşist parti merkezlerinin mimarisi de, birer kült merkezi olarak, son derece ince hesaplanmıştır. Onlar Torino federal sekreterinin ifadesiyle, "bir imanın ihtiyaç duyduğu tapınak"lardır. 1932 yılında, parti merkezlerindeki mabetler kurgusu bir adım daha ilerletilir ve Kilise taklit edilerek tüm faşist merkezlere birer çan kulesi eklenmesi emredilir. Faşizmin inananları parti toplantılarına bu çan ile çağrılmaktadır.
Mussolini 1926 yılında, "Faşizm sadece bir parti değil bir rejimdir, sadece bir rejim değil bir inançtır, sadece bir inanç da değil bir dindir" diyecektir.