En büyük problemin ne biliyor musun? Kendi kendine engel oluyorsun. Böyle yaparsan hayattaki en güzel şeyleri kaçırırsın. Günün birinde de artık çok geç olur, o zaman da "Ah, keşke..." dersin. Sırf cesaret gösteremediğin için.
Tilia onun istediği daha nice yiyecekler getirebilir, onu daha kaç kere McDonald's'a götürebilirdi ama hiçbir şey keyfini kaçıran bu karanlık hisse karşı etkili olmayacaktı: Yalnızlık.
Yatmak üzere yukarı çıkarken, tek tesellim, ben yatağa girdiğimde annemin beni öpmeye geleceğini bilmekti. Ama bu iyi geceler öpücüğü o kadar kısa sürer, annem o kadar çabuk aşağı inerdi ki, onun yukarı çıkışını, sonra da minik hasır örgü kordonlu mavi muslinden bahçe elbisesinin çift kapılı koridordaki hışıltısını işittiğim an, benim için ıstırap dolu bir andı. Kendinden sonra gelecek anı, annemin yanımdan ayrılıp tekrar aşağı ineceği anı, haber verirdi bana. Bu yüzden de, o kadar sevdiğim bu iyi geceler öpücüğünün mümkün olduğunca geç gerçekleşmesini, annemin henüz gelmemiş olduğu rahat sürenin uzamasını ister hale gelirdim.
Günün ilk ışıklarıyla beraber
O mağrur Zerdüşt geldi dünyaya
Doğar doğmaz gülümsedi Zerdüşt
Ev aydınlandı nuruyla gülüşünün
Bunu gören babası hayretler içinde kaldı
O güzellikten, gülüşten, iyilikten
Yürekten inandı bu Tanrı'dan dedi
Kim doğarsa ağlar, bu doğdu güldü