"Bilmek mi oğulcuğum!.. Hıh!.. Bilmediklerimi ayağımın altına koysam başım göğe değerdi. Unutma, cehaletten daha dermansız dert yoktur! Gerçi bilgiye hâkim olmak mutluluktan çok elem, sevinçten çok keder verir ama insan da öğrenerek çoğalır. Sen de zamanla her şeyi öğreneceksin. Öğreneceksin ki hayatı anlayacaksın, Yüce Yaratıcı'yı tanıyacaksın."
Bizans surlarının dışında ne kadar kabristan var ise hepsinin çevresine göğüs hizasına yükselttikleri duvarlar örülüyordu. Bu duvarların ölümü hayattan biraz daha uzaklaştıracağını, belki iki şehir arasındaki köprüleri yıkacağını düşündü. Kabristan bir yol uğrağı, bir güzergâh olduğu müddetçe insanların ölüme sıcak bakmaları, onu tabii bulmaları ve ona göre davranmaları kolay idi. Ama araya duvarlar örülünce mesafeler de açılırdı...
...Bir an daha sonraki insanların bu Guvarları göz hizasından yüksek örme yoluna sapmalarından korktu. Bu, ölümü tamamen gizlemek, hayattan tamamen ayır-mak anlamı taşırdı ve insanların ölümden korkma duygularını arttırırdı.