"Beklentilerin aksine, tıpkı ürkek ve kolayca korkan insanlar nasıl şiddetli bir fırtınanın daha da güçlenmesini daha
çok arzularsa, insanlardan tam bir korku içinde yaşayanlar,her zamankinden daha korkutucu ve korkunç canavarları
kendi gözleriyle açıkça görmek için psikolojik bir ihtiyaç geliştirirler ama ne yazık ki insanlık denen canavar tarafından fazlaca yaralanan bu sanatçılar o kadar dehşete kapılmışlar ki sonunda görülere inanırlar ve canavarlar, doğanın öğle güneşinin acımasız parıltısı altında gözlerinin önünde canlı bir şekilde beliriverir."
"İnsanları güldürdüğü sürece ne olduğu fark etmeksizin her şeyi yapabilirdim. Onları güldürebilirsem, onların "hayatlarına" gerçekten uymamamı önemsemezler diye düşündüm. Her şeyden önce, dışarı çıkmaktan kaçınmam gerekiyordu. O insanların gözüne batmaktan kaçınmalıydım. Ben bir hiçim, rüzgârım, gökyüzüyüm. Ailemi soytarılıkla
eğlendirmek için uğraşırken düşüncelerim bunlardı. Kendi ailemden çok daha anlaşılmaz ve korkunç göründükleri için uşaklar ve hizmetçiler için bile soytarıyı oynadım çaresizce."
"Görünürde her zaman gülümsüyor olsam da içeride çaresiz bir mücadeleyle debeleniyordum, bir ipte yürüyordum, ter içindeydim, onları eğlendirdikçe felaket ihtimali her an yaklaşıyordu."
(Raffaello Sanzio)
Raphael, Vatikan'da dinî bir konu üzerinde çalışırken oradan geçen iki kardinalin eseri şiddetle tenkid ettiklerini duyar. İçlerinden biri Îsa Peygamberin şakirdi Paul'ü işaretle:
- Yüzü fazla kızarmış... diye mırıldanır.
İşine sükûnetle devam eden Raphael, dönüp bakmaya bile lüzum görmeden şu cevabı verir:
- Kilisenin kimlerin elinde kaldığını gördüğü için kızarmış olmalı herhalde...