İçimiz bir dolap değil ki açıp bakalım. Açıp gösterelim. Yine de anlatıyoruz ama. Bizi farkedince eşyaların arasına gizlenmeye çalışan bir böceğe benziyor anlattıklarım. Eşyayı kaldırınca kımıldamadan durduklarını görürsünüz. Söylediklerim bir defterin yaprakları arasına kıvrılmıştır. Sayfaları açtıkça onları göreceğimi sanıyorum ama, anlıyorum ki asıl söylediğim şeylerdir altına gizlendiğim. Farkedilmesinden korktuklarımı kapadığım eşyalar oluyor anlattıklarım. Hep yürüyüşlerden söz etmişim, yüceltmişim, seslerin arkalarındaki sesleri aradığımı hatta duyduğumu anlatmışım. Acaba bir kez olsun duydun mu o sesi. O'nu kainattaki bütün zerrelerin istese de istemese de andığını duymuşmuyum hiç. Yoksa içime gelmiş bir özlemi mi anlatmaya çalışıyorum. Yoksa kırlardan korktuğumun üzerine perdeler mi atıyorum?
cennet hediyen cehennem benim eserim
hamdolsun hamdolsun dünyadaki dehşetten
koruyana ki
bize gizli kendisine açık nedeni
bir hüzünle korur parçalanıp giden özümüzü