o çıplak dağda nasılsa kalmıştı koca ağaç.
peşipeşine gelen kışları tekbaşına geçirir
ilkbaharlarda yalnızdır
binbır kol yollamıştır toprağa kalbini okutmayan yüz gibidir.
Yapraklarını büyütür. yazları günden güne devrederek artan güneşlerin altında bekler. Ve sonbaharda yapraklarını dökmeye başladığında, hastalığında ve yalnız yatağında kendine ilaç olmaya çabalayan bir ihtiyar gibi iradeli ve yalnızlığın sarhoşluk veren dertleriyle mütesellidir.
Kalbin emirleri bir zorbadan, bir zenginden, bir hırstan, bir hasetten alınır mı sanırsın? Onun emirleri nâzenin bir ağaçtan, hıçkıran bir kuştan, ağlayan bir dereden alınır. Musa, Rabb'inin emrini, nûr olup dile gelen ağaçtan almadı mı? Sen işitirsen eğer kalbin diliyle bütün yaratıklar, ağaçlar ve kuşlar söyleşir; zerreler konuşur, seherler ve geceler destân anlatır. Denizin ve dağların dilinden anlamayış, kalbin yokluğundandır.