Öncelikle bu yorumum boool bol spoiler ve küfür içerebilir, okumaya başlamadan önce gardınızı alınız. Ve şunu da söylemek isterim ki, eğer büyük bir Ediz veya Öznur fanıysanız rica ederim yorumumdan uzak durun, benim başımı belaya sokmayın. Sizinle uğraşamam. Teşekkürler.
BİTTİ!
ALLAH'IM, BİTTİ. SANA ŞÜKÜRLER OLSUN!
ÇOK AFEDERSİNİZ, AMA BU KİTAP HARBİDEN KIÇIMDAN KAN ALDIRDI!
27 yaşındayım, kendime daha önce hiç böyle bir eziyette bulunmamıştım. Kendimi mazoşist gibi -gerçi her zaman biraz mazoşist olduğumu biliyordum da, bu çok ileri seviye oldu- hissediyorum. Ve ayrıca, buradan Arzu arkadaşıma seslenme gereğinde hissediyorum kendimi, zira beni bu kitabı okumaya o sürükledi. Senden alacağım var kızım, yazdım kenara. Ki beraber başladığımız bu yolda beni yarı yolda bırakmıştır, bunu da şöyle kıyıya köşeye eklemek istedim.
Yani bir kitap ancak bu kadar acı verici olabilirdi. Gerçekten fiziksel olmasa bile, psikolojik olarak tüm bedenimin ağrıdığını hissediyorum. Kitap boyunca o kadar sinirden kastım ki kendimi, kitabı elime alıp birkaç bölüm okuduktan sonra sürekli bir ara verme gereği hissettim kendimde. Kaldı ki, 814 sayfanın bariz bir şekilde 500 600 sayfası falan çöp. Yani kağıt israfından başka hiçbir şey değil. Yazar o kadar çok geçmişe gitmiş ki, gerçekten okurken boğuldum. Kitabın yarısına gerçekten okuyarak, hiçbir yeri atlamadan gelmeye çalıştım. Ama baktım bu asla böyle olmuyor, atlayarak okumaya başladım.
Kitap söylediğim gibi çok fazla gereksiz uzundu ve kitabın içinde o kadar elle tutulur bir şey olmuyordu ki resmen delirdim. Öncelikle kitabın tamamen içine girip eleştirilerime başlamadan önce bir şeyi söylemek istiyorum. Öznur Yıldırım kalemi kötü olan birisi değil, yani gelecek vaad edebilecek bir yazar olabilir kendisi. Olabilir diyorum, eğer