Kitabın daha çok başında olmama rağmen şöyle bir şey farkettim. Aynı konu hakkında 2-3 kişinin kitaplarında anlattığı hatıratlar bu kitapta yazılmış. Zaten hangisi doğru bugüne kadar hiç birimiz
bilmiyoruz. Sadece doğru olan şudur diye yazar söyleyemiyor maalesef bize. Mesela Atatürk’ün izmir’e geliş ve Latife’lerin evine yerleşmesi hakkında Vecihe hanımın anlattığı hikaye farklı Salih Bozok’un anlattığı hikaye farklı Halide Edip’in anlattığı hikaye farklı. E bu insanlar o dönemi beraber yaşamış insanlar. Evlilik teklifi hikayesi ona keza… Bir doğru vardır. Ama biz hangisine inanalım. Ben yazardan sadece şunu beklerdim evet tüm hatıratlardan bahsetsin ama doğrusu ailesinin anlattığıdır desin. Yoksa biz zaten değişik kitaplarda yıllarca okuduk bunları.Neden farklı anlatmış yazanlar onu da çözemedim ben bu yaşıma kadar naçizane. En yakını Salih Bozok onun anlattıkları doğrudur diyorum tam sonra kızkardeşi Vecihe hanım başka türlü anlatıyor???
Ama kitabın dili akıcı ve sıkılmadan okunabiliyor.
Bir solukta okuyup bitirilesi bir roman olmuş. Zaten elinden bırakmak istemiyorsun. Gerçekten çok başarılı. Kalemine sağlık diyorum. İçimizden birileri sanki kitabın kahramanları. Hiç yabancı gelmiyor okuduklarımız. Şimdi Unutursun romanı ile sanırım devam ediyor hikaye kaldığı yerden.
Bir Cihan Kafesİclal Aydın · Artemis Yayınları · 20202,584 okunma
Bu romanda Seyit ‘in kendisiyle hesaplaşması asla bitmedi ve bitmeyecek. Birbirlerini hem bu kadar seven hem de birbirlerine bu kadar zıt bir kadın erkek. Çalkantılı bir yaşam. Hayatlarının bazı dönemleri gerçekten çok lüks yaşanmış bazı dönemleri ise bir liraya muhtaç geçmiş. Bir bakıyorsunuz jilet gibi takım elbiseyi çekmiş,parlak rugan ayakkabılı, şapkalı, bir sürü lokantası olan para ve lüks içinde yüzen bir Seyit Eminof; ertesi gün her şeyini devretmiş,bırakmış,vazgeçmiş,Beyoğlu’nun lüks yaşamını ve evini terk edip köhne bir eve ve varoş bir mahalleye taşınan Seyit Eminof çıkıyor karşımıza. Bunları birden bire aklına geldiği anda hemen bir günde yapıyor. Ama her seferinde de yeniden ayağa kalkmayı bilen bir adam. Ailesini asla kimseye muhtaç etmemiş bir adam. Gün geliyor gazino patronu oluyor,gün geliyor tenekelere gazyağı dolumu yapıyor, gün geliyor kömür madeni işçisi oluyor. Her durumda da kimseye avuç açmıyor. Okurken hayretler içerisinde kaldım. Bir insan nasıl böyle inişler çıkışlar yaşayabilir bu kadar kolay mı. Bunun için Seyit Eminof olmak gerekli herhalde. Karşısında çocuk denecek yaşta evlendiği,aralarında uçurum gibi kültür farklılığı olan mazbut yetişmiş bir kadın. Çok zor bir yaşam öyküsü...Merakla ve hayretle okunuyor.
Sıcacık bir aile hikayesi. Üç Kız Kardeş in devamı bir kitap. Çok beğendim. İclal Aydın çok yalın bir dille anlatmış. Bence herkes kendinden bir parça bulur bu hikayede.
Büyük bir aşk,savaş,ihtilal,hasret,hüzün hikayesi her şey var bu kitapta. Okuyucuyu baştan sona merak ve heyecanla sürüklüyor.Her şeyden öte gerçek bir hikaye. Olağanüstü bir roman.