Erkek olarak bir kadının diyalektiğine karşı tartışmaya girmemeye, bunun yerine tahminlerinin kendiliğinden zafer kazanacağı saati beklemeye karar verdi.
Farz edelim yeni bir Homeros'umuz var: Kendimize samimiyetle soralım, acaba onu dinlemeye muktedir olur muyduk? Sanırım, sorunun cevab hayır olacaktır. Homeros'umuz yok, çünkü ona ihtiyacımız yok!
Yeni ve mekanikleştirilmiş toplum ile duygu hayatının destanlarını daha en bașında Stendhal, Balzac ve Flaubert yarattı, alt tabakaların sağduyusunu Dostoyevski, Strindberg ve Freud açığa çıkarttı: Bugün yașayan bizlerse bütűn bu konularda bizim için yapılacak bir șey kalmadığı gibi derin bir hissiyata sahibiz."
Daima, kadınlarda uyandırdığı hislerin kendisine değil de parasına duyulduğu korkusunu taşımıştı, bu yüzden de ancak gönlünü değil parasını verdiği kadınlarla yașıyordu.