Yaralanmanın,aniden gelişin veya düşüşün negatifliğinden bağımsız. Aşka düşmek fazlasıyla negatif sayılıyor. Oysa aşk tam da bu negatiflikten oluşur: "Aşk bir imkân değildir, bizim inisiyatifimize bağlı değildir, bir temeli yoktur, bize aniden gelir ve bizi incitir."'
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Narsisizm kendini sevmek değildir. Kendini seven özne, Başka'sıyla arasına kendi lehine işleyen negatif bir sınırlama getirir. Narsisist özne ise sınırlarını net bir șekilde belirleyemez. Böylece kendisiyle Başka arasındaki sınır bulanıklaşır. Dünya ona sadece kendi anıştırmalarının gölgesinde görűnür. Başkayı başkalığı içinde tanıma ve bu başkalığı teslim etme becerisi yoktur. Sadece kendini bir şekilde yeniden tanıyabildiği yerlerde anlam vardır. Her yerde kendi gölgesinin peșinde bata çika ilerler ve nihayetinde boğulur.
Erich Fromm’un Olma Sanatı, Sahip Olmak ya da Olmak kitabından arda kalan notlarının, ölümünden sonra asistanı tarafından derlenerek yayımlanmış bir eser. Fraktal bir örgüyle bir araya getirilmiş bu metin, sade ve anlaşılır diliyle parçalı bir anlatımdan bütünsel bir sonuç çıkarmaya imkân tanıyor. Çünkü kitap, lineer bir argüman kurmaktan çok, bir düşünme pratiği olarak ilerliyor.
Daha başında bir uyarı levhası var: “Bu kitabı bir kişisel gelişim kitabı olarak okuyacaksan şimdi elinden bırak.” İlginç olan şu ki, kitap tam da bir kişisel gelişim hissiyle başlıyor. Sayfalar arasında kendini tekrar eden, yer yer kendiyle çelişen pasajlara da rastlamak mümkün. Bu haliyle, sosyal medyada sıkça karşılaştığımız doğu öğretileri ve kişisel gelişim klişelerinin bir kısmıyla çatışırken, bazılarına göz kırpıyor.
Metnin asıl gücü, teknik detayların arasına yerleştirilmiş analiz katmanında ortaya çıkıyor. İçselleştirilerek okunduğunda, okura oto-analiz evrelerine dair ipuçları sunan bu yapı; oto-analiz, öz-farkındalık ve meditasyon olmak üzere üç ana başlık etrafında şekilleniyor. Ortak noktaları ise insanlıktan “insan”, insandan “birey” olma sürecinde bir yön tayin etmeye çalışmaları. Kitap, bireyselciliği sert bir şekilde reddetmiyor, bireyselleşmenin kişi için gerekli bir süreç olduğunu savunurken, aşırı bireyselleşmenin yaratacağı tehlikeler ile dengeli bir sınır çiziyor.
Benim için metnin en kritik iki meselesi, çağımızın kronik problemi olan farkındalık ve odaklanma oldu. Fromm farkındalığı iki taraflı ele alırken önemli bir noktaya temas ediyor: Kazandığın farkındalık, eğer onunla ne yapacağını bilmiyorsan, bir kazanç olmaktan çıkıp zihinsel bir yüke dönüşebiliyor. Bu tespit oldukça yerinde. Ancak aynı yaklaşımı odaklanma konusunda sürdürdüğünü söyleyemem. Fromm odağı daha