H.A

H.A
@lowbattery
Evren hakkında anlaşılabilir olan en anlaşılmaz şey, anlaşılabilir olmasıdır Albert Einstein
Huzur....
İnzivaya çekilme, diğer insanlardan kendini uzak tutma, insan ilişkilerinden doğabilecek acılara karşı ilk akla gelen korunma yöntemidir. Anlașılacağı üzere bu yolla erişilebilecek mutluluk, huzurun verdiği mutluluktur.
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Mutsuzluk duymak ise çok daha kolaydır. Acı bizi üç yönden kuşatır: kaderi çöküş ve yok oluş olan, uyarı işaretleri olarak ağrı ve kaygıdan da yoksun kalmayan kendi vücudumuz; karşı durulmaz, acımasız, yıkıcı güçlerle bizi mahveden dış dünya ve son olarak da diğer insanlarla ilişkilerimiz.
Çünkü sadece pembe ışıkta nefes alan biri o !
Ancak benim içimden bir kez de Schiller'in dalgıcının sözlerini haykırmak geliyor: "Ne mutlu orada, pembe ışığın içinde nefes alanlara."
Alıntı
Unutmanın bellek izinde bir silinme yani bir yıkım olduğunu varsaymak gibi bir yanlıştan kurtulalı beri, ruhsal yaşamda bir kez kurulmuş bir şeyin yıkılamayacağı, her șeyin bir șekilde korunduğu ve uygun șartlar altında örneğin uzun erimli bir gerileme sayesinde tekrar ortaya çıkanılabileceği şeklindeki karşıt varsayıma eğilim gösteriyoruz.
Alıntı
Tekrar eden hata mı, yapı mı?
Puan vermedi·120 syf.·
2026 30. kitabı
İnsan neden sık sık kendini sabote eder? Freud'un Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd metinleri soruya farklı yerlerden yaklaşan ve içsel denetim mekanizmamızı sorgulatan bir düşünce hatti çiziyor. “Haz İlkesinin Ötesinde” metninde Freud; algı-bilinç sistemi, savaş nevrozları ve metapsikolojik, cinsellik, sadizm, mazoşizm gibi konular üzerinden 'tekrar zorlantısı'nın temel kalıplarını çözümlemeye çalışıyor. Freud’un en çok üzerinde durduğu, metnin omurgası olan konu tekrarlama zorlantısı; metin boyunca farklı konulara değinse de şu soruyu sorduruyor: İnsan neden kendisine iyi gelmeyen şeyleri sürekli olarak tekrar eder? Freud bu durumu savaş travmaları, rüyalar, çocuk oyunları ( fort-da) v.b. modeller üzerinden inceliyor. Önce normal bir model kuruyor. Standart ve üstesinden gelebileceğimiz zihnin önceden kendini kaygıya hazırladığı süreç.Bu noktada 'Zihin, travmatik enerjiyi bağlayarak sistemi korur.' Diyor. Bu sağlıklı bir zihin yapısı. Ardından ağır travma modelleri ile sistemi çökertiyor. Freud'a göre bu durum haz ilkesinin mutlak egemenliğinin sarsıldığı ve yerini daha bir zorlantıya bıraktığı an başlıyor. Zihin şiddetli uyaran karşısında enerjiyi bağlanamıyor ve tekrarlanma zorlantısı devreye giriyor. Bilinçdışımızda çözümleyemediğimiz konular tekrar tekrar bilinç öncesine geçiyor. Freud’un mantığı şu aslında; Sistem hazırlıksız yakalandıysa, zihin sonradan o olayı tekrar ederek “bağlamaya” çalışır. Ve biz psikolojik bir yanılsamayla hayatımızdan tekrar eden döngüleri kader olarak nitelendiririz. Bu noktada Freud, haz ilkesinin ötesinde işleyen daha karanlık bir eğilimi, ölüm dürtüsünü (Thanatos) devreye sokuyor.Tekrarlar yalnızca kontrol çöküşüyle açıklanamayacak kadar şiddetli ve bilinçsiz. Şöyle düşünebiliriz; sürekli aynı hatayı yapıyorsun, aynı ilişkileri yaşayıp aynı
Psikoloji
Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İdSigmund Freud · Metis Yayıncılık · 20161,240 okunma