"Susalım! Söz gümüşse sükút altındır. iki insan arasındaki hakiki hakikat dile getirilemez. Biz konuşur konuşmaz kapılar kapanıyor; söz gerçekdışı haberler vermeye yarar, konuşmak yaşamın bulunmadığı saatlerde olur.."
"Öyleyse parayı bırakıp her türlü mülkiyetten bahsedelim.Kendine sahip olan insan, inanışlarına sahip olan insan, başka birinin veya kendi ihtiraslarının veya sadece alışkanlıklarının veya başarılarının kendisine sahip olmasına izin veren insan, bir șeyler fethetmek isteyen insan ve herhangi bir șey isteyen insan: Bütün bunları inkâr mı ediyorsunuz?"
On altıncı yüzyıl hümanisti Rotterdamlı Erasmus, akıl ve duygu arasındaki bu çok eskilere dayanan gerginliği şöyle hicvetmiştir:
Jüpiter akıldan çok tutku bahşetmiştir. Bunun oranı hesaplandığında 24'e 1 olduğu görülür. Aklın mutlak gücüne karşı koyması için de iki hiddetli asi yaratmştır; bunlar öfke ve șehvettir Insan hayatındaki yeri kolayca fark edilebilen bu iki gücün birlikteliğine akıl ne kadar karsı koyabilir ki! Diğer ikisi gittikçe seslerini yükseltir, karşı koyar, Aklı yok etmeye çabalar, Aklın tek yapabildiği ise bağıra çağıra erdemli olmanın yollarıı tekrarlamaktır; ta ki tükenene, vazgeçene ve boyun eğene kadar.
Iyi ve kötü yanlarıyla her yaşananı ve ona karşı tepkilerimizi salt rasyonel yargılarımız ve kișisel geçmişimizle değil, aynı zamanda atalarımızdan gelen uzak geçmișimizle de değerlendiriyoruz.