Merhaba! Kitapta yer alan bazı olay ve cümlelere yer verdiğim için hiç okumamış birisinin keyfini kaçırmak istemem. Baştan bunu belirtmek isterim.
Hani bazı kitaplar vardır,sırf okuma yetisine sahip olduğumuz için okuruz,sözcükler akar gider. Bazı kitaplarda ise sanki görünmez bir el kitabın içerisinden çıkar,sizi çekip alır ve içine girersiniz. İşte Şeker Portakalı da bu ikinci gruba ait bir kitap. Kitabın kahramanı gerçek yaşı 5,yalancı yaşı 6 olan(kitap içerisinde sebebi anlaşılmaktadır) Zezé adlı bir çocuktur. Fakat yazar öyle bir dil kullanmıştır ki, içinde çocukluğuna dair kırıntı dahi kalan herkes kendisini Zezé yerine koyup sanki kendisi yaşıyormuş gibi o çocukluk duygularını hissedebilir.
Bir çoğumuzun bu kitabı çocukluk yıllarında okumuş olduğuna eminim. Bir çok fırsat geçmesine rağmen ben bunu yapamadım. Nedendir bilmem,herkesin sevdiği,yaptığı,okuduğu şeyleri denemekten uzunca bir süre kaçınıyorum. Hatta çekiniyorum diyebilirim. Bu yüzden Şeker Portakalı’nı okumak 20li yaşlarımı buldu. Fakat bundan dolayı utanç duymuyor,aksine gurur duyuyorum. Çünkü insanın algısı her yaşta daha farklı oluyor. Bunu bildiğim için de birçok kitabı yıllar sonra yeniden okumak ve daha farklı algılamak için can atıyorum.
Başlıca karaterler: Çok haylaz bir çocuk olan Zezé’miz ,abisi Totoca, onu kollayan ablası Glória, hayal dünyasını genişlettiği küçük erkek kardeşi Kral Luís, arada harçlık veren ve ona bildiklerini anlatan Edmundo Dayı, biricik gerçek dostu Manuel Valadares(Portuga) ve kitabın isim kahramanı şeker portakalı fidanı Minguinho(Zezé ‘nin keyifli anlarında verdiği isimle Xururuca)dur. Zezé yoksul bir ailede yaşar ve bunun acısını her an hisseder. Çok zeki bir çocuk olduğu ve okumayı erken öğrendiği için yaşıtlarından önce okula gider.Herkesin mahallede bir