Yakınlık duyduğum insanların fotoğraflarını çekmeyi sevmiyorum, öldükleri zaman o fotoğraflara bakmanın vereceği acıyı hesap ediyorum. İnsanların fotoğrafları, onlardan bir hatıra olsun diye, öldüklerinde tamamen yok olmasınlar diye çekilir gibime geliyor. Birinin fotoğrafını çekmenin uğursuzluk getireceğini hissediyorum.
Ben ki hiçbir özgün üslubu olmayan, 20. yüzyıla ait kaba saba, kendi kendine düz duramayan, eğri bacaklı, bir bacağı diğerine göre kısa, sıradan bir eşyayım. O ise benim kısa bacağımın altına sıkıştırılan takoz olarak beni ayakta tuttu, onun sayesinde dik durabildim.