Burçin Can

Burçin Can
@luccichiore
Bin yıl İslâm medeniyetinin başını çektik. Bunu tekrarlamakta yarar var. Felsefi açıdan yapmadık; bilintizâm, gücümüzü kuvvetimizi kullanarak, kanımızı dökerek bu medeniyeti yürüttük, 1920ye değin de getirdik. Birinci dünya savaşıyla birlikte yaşadığımız çöküş, bu medeniyetin ortadan kalkması anlamına gelmiştir. Mezkûr medeniyetin yeniden harlanması, diriltilmesi tehlikesine karşı tarihte eşi görülmemiş bir tedbir alındı. Daha önce de bahsettiğim kültür soykırımının anlamı bu. Bugün olan biten artık o medeniyetin dirilmesi tehlikesine karşı bir tedbir değil, o bitti zaten. O medeniyeti diriltmenin yolu yok artık.
Sayfa 312·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Bir medeniyetin infaz edilmesi öncelikle eğitimle mümkündür. Eğitim sisteminin dayandığı zemin yine dildir. Milletlerin kültür genetikleri dilleri ile yazılarıdır. Birinci Dünya Savaşının sonuna gelindiğinde, eğitim sistemi baştan ayağı değişiyor ve kararlaştırıldığı üzre Osmanlı devletiyle birlikte Türklük berhava ediliyor. İslam medeniyetinin infazı da tamamlanıyor bu şekilde.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Çağımızda yaşadığımız büyük sıkıntıların, bunalımların başta gelen nedeni Alman kültürünün, o yerini bulamama sorunudur. İkinci dünya savaşı bu sorunu hâlletmek üzre girişilmiş bir ameliyattır. Savaşlar büyük çapta ameliyatlardır. Birinci dünya savaşıysa, Islâm medeniyetine son vermek ve onun başını çeken, onu ayakta tutma gayretindeki Türk kültürünü yıkmak içindir.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Çocuğun sözde uygarlaştırılması sadece toplumsallaşma değildir. Toplumsallaşma toplumun "yap" ve "yapma" dediklerini öğrenmektir. Uygarlaşma ise aynı zamanda estetik ve bilişsel koşullandırmadır. Sonsuz bir olasılıklar dizisi içinden bazı algısal kalıpların seçilip dayatılmasıdır. Çocuğun tüm duyularının gelişimi, yine içinde yaşadığı toplum ve uygarlık tarafından koşullandırılır. Tarih boyunca ya da aynı zaman dilimi içinde bir arada yaşayan başka uygarlıklara ait algısal ve bilişsel kalıpları tanıma firsatı bile verilmez çocuğa.
Sayfa 246·Kitabı okudu
Öyle bir noktaya geldik ki, yöneticilerin varlıklarını bize doğrulatmaya ihtiyaçları yok artık. Onların varlığını biz kendimiz doğruluyoruz. Kendilerini yeryüzünde Tanrı'nın temsilcileri olarak sunan krallar yok artık. Yöneticilerin eskiden olduğu gibi bizi kandırması bile gerekmiyor. Onların oyununu oynamakla, bunu kendimiz gayet güzel yapıyoruz. Yöneticilerin yapması gereken tek şey, belli zaman aralıklarıyla, halkın hizmetinde olduklarını, halkın iradesini temsil ettiklerini söylemekten ibaret.
Sayfa 130·Kitabı okudu