90 sayfalık bir öykü,
Kısacık bir öykü bile olsa bıraktığı etki büyüktü ben de.
Küçük şeylerin önemini anlıyorsunuz.
Kitabım;insanların yalnızlığı,birbirini anlama çabası ve sevginin dönüştürücü gücü üzerine kurulu.
Kısa ama akıcı,yer yer hüzünlü,düşündüren ama ağır olmayan kitaplardan.
Bence bu kadar açıklama yeter.Alıp okumalısınız.
Hadi gittim ben,depresyondayım azcık düşüncelerimin altında ezileyim.
Öptüm cınım bayyss
Bir papağanı bulmakla başlayan sonrasında kendi özünü bulmakla derinleşen aynı zamanda bağların, arkadaşlığın önemini, yakın sandıklarımızın uzaklığı, basitleşen ve duyguların yitirilmeye çalışıldığı bu dünyada tekrardan hayata tutunacak bir dalın varlığını bize hatırlatan kısa ama etkileyici bir kitap.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sahip olduğu konunun iyi işlenmemiş olduğunu düşünüyorum. Her şey çok yüzeysel geçilmiş, herkesin hayatında en az bir kez yaşadığı her şey kötü giderken çıkan bir umuda bel bağlayıp her şeyi ona adadıktan sonra o şeyi de kaybetme anı olmuştur. Okuru tam burda aldığı noktada yine tam işlemeden apar topar kitap bitiyor. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı değerlendirmeden önce başka bir kitabına daha şans vermek isterim. Zaman geçirmek için kafa yormayacak düz bir kitap arıyorsanız okuyabilirsiniz.
Kitapçıda tomris uyarın hemen yanında bulduğum bu kitap "Acaba ölü olan okuma hevesimi daha çok öldürür mü?" sorusunu aklıma getirdi. Çünkü hazır değildim ve yazar daha önce eserini okumadığım bir yazardı. Şimdi bu kitabı bitirdikten sonra düşünüyorum da çok büyük haksızlık etmişim.
Kitap kesinlikle okumaya değecek bir kitap. Bana uzun zamandır unuttuğum okuma şevkini geri getirdi. İçindeki ufak tefek hatalar haricinde akıp giden bir havası var. Tam çerezlik oturup tek günde bitirmelik. Bir papağanın bir kadının hayatını ne kadar güzel değiştirdiğini anlatıyor. Kesinlikle öneriyorum.
Başları farklı bir hikaye gibi hissettirdi fakat sonları örneğine çok yerde rastlanacak cinstendi. Hayal kırıklığına uğratmadı değil. Kısa olduğu için okumaya değer olabilir, size kalmış.
LuisitoSusanna Tamaro · Can Yayınları · 2009625 okunma
2025 hedeflerimden biri olan daha çok kitap (not: verimli okumalardan oluşan) oku ve daha çok inceleme yaz hedefimi gerçekleştirmek için 2025 senesinin ilk kitap incelemesini sizinle paylaşıyorum. Bu senenin ilk kitabı Susanna Tamaro’nun, Yüreğinin Götürdüğü Yere Git isimli kitabı. Kitapla ilgili cümlelerimi yazmadan önce yazarı tanıtmakla başlamak istiyorum. Tamaro, 1957 senesinde İtalyanın Trieste isimli şehrinde dünyaya gelmiştir. 27 yaşında yazmaya başlayan yazar. En büyük ününü Yüreğinin Götürdüğü Yere Git isimli kitapla kazandığı belirtilen yazar genelde mektup ve günlük tarzında yazılar yazmaktadır. Roman türündeki eserleri; Büyülü Çember (1994), Yüreğinin Götürdüğü Yere Git (1994), Aklı Bir Karış Havada (1989), Daha Çok Ateş Daha Çok Rüzgar (2002), Yüreğimin sesini dinle (2007), Dünyanın Ruhu) (1997), Luisito - Bir Sevgi Öyküsü (2008), Var Olan Ada (2012)Her Melek Korkunçtur (2013), Büyük Bir Aşk Hikâyesi (2021) isimli eserlerdir. Öykü türündeki eserleri; Tek Ses İçin (1998), Yanıtla Beni (2001) isimli eserlerdir. Bunlara ek olarak günlük türündeki eserleri; Sevgili Mathilda, İnsanın Yürümesini Dört Gözle Bekliyorum (2000), Eve Doğru (2000) isimli eserlerdir.
Yazarın Yüreğinin Götürdüğü Yere Git isimli eseri anneannesinin kendisinden uzak bir yere taşınan torununa yazdığı mektuplardan oluşmaktadır. Torununa hayata dair tavsiyeler ve aile sırlarını açıklamak gibi görünen mektupların okudukça bir kadının yaşamının içsel hesaplaşması olduğunu fark ettim. Zaten nasihat veren kişilerin size değil kendi geçmişlerine nasihat verdiğini bilirsiniz. Kızını torunu dünyaya geldikten bir süre sonra kaybeden kadın ve torunu birlikte yaşamaya başlar. Anneanne bu durumu özetlemek ve torununa bakım veren olarak yaptığı ebeveynliği aradaki yaş farkından ötürü nine-anne olarak