"Masal hep aynıydı. Kötüler kazanıyor, iyiler kaybediyordu. Dünyanın sahipleri dünyayı büyük bir azimle yok ederken, dünyaya ve birbirine sahip çıkmaktan başka derdi olmayan iyi yürekli, saf niyetli azınlık ise dünyayı kederle kaybediyordu. Gerçekten mutlu olduğum çocukluğum bana dönüp kendini hatırlatıyordu bu gece. Çocukluk günlerinin kayıtsızlığı, huzuru, güveni, cesareti hangi masala gizlenmişti? Çocuk yaşına bakmadan, boyundan büyük oyunlar yazan çocuk nerdeydi? Dünya daha mı temizdi ben çocukken? Çocuk olduğum için mi her şey toz pembe, leylak dalı idi? Olur mu hiç... Bugün, çocukların çoğunluğu savaşla büyüyor. Özlemle anacakları bir çocuklukları bile olmayacak onların. Böyle bir dünyayı şiir nasıl kurtarır? Şiir, çocukça bir tavırdır. Saftır, umutludur, çocuk dilinde konuşur. Yaşamak, yerini hayatta kalmaya bırakmışken, kim neyi niye okur? Zamanı elinde tutabilmek için belki de... Aklını, ruhunu, umudunu, özgürlüğünü elinde tutabilmek için..."