Gamze Topaktaş

Gamze Topaktaş
@lunaregina
Biyoloji Öğretmeni
19 Mart 1992
97 okur puanı
Haziran 2024 tarihinde katıldı
Biz kendi güzelliklerimizle yaşıyoruz aslında. Kolay kolay mutlu olamayışımızın nedeni bu. Herkes herkese benzediği oranda tadını çıkardığını sanıyor dünyanın. Biz öyle değiliz. Övünerek söylüyorum: Biz öyle değiliz. “İnsan en kötü olanla baş başa bırakılmıştır ve bu bir rahatlığa kavuşmak gibidir. ” demiş Graham Greene de. ”
Alıntı
Gamze Topaktaş isimli okura yanıt verildi
Gamze Topaktaş
Habip Eroğlu binlere karışalım😅
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Biz kendi güzelliklerimizle yaşıyoruz aslında. Kolay kolay mutlu olamayışımızın nedeni bu. Herkes herkese benzediği oranda tadını çıkardığını sanıyor dünyanın. Biz öyle değiliz. Övünerek söylüyorum: Biz öyle değiliz. “İnsan en kötü olanla baş başa bırakılmıştır ve bu bir rahatlığa kavuşmak gibidir. ” demiş Graham Greene de. ”
Alıntı
Gamze Topaktaş isimli okura yanıt verildi
Gamze Topaktaş
Habip Eroğlu davetiyeyi özel olarak alıp değerlendiriyorum :)
Biz kendi güzelliklerimizle yaşıyoruz aslında. Kolay kolay mutlu olamayışımızın nedeni bu. Herkes herkese benzediği oranda tadını çıkardığını sanıyor dünyanın. Biz öyle değiliz. Övünerek söylüyorum: Biz öyle değiliz. “İnsan en kötü olanla baş başa bırakılmıştır ve bu bir rahatlığa kavuşmak gibidir. ” demiş Graham Greene de. ”
Alıntı
Gamze Topaktaş
Biz öyle değiliz dedik diye bizi insanlıktan çıkarttılar artık:)
​Ruhun Bedendeki Sessiz Çığlığı
Puan vermedi·235 syf.··
Beğendi
·
2026 87. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 07:47
​Bazı kitaplar okunmaz; sanki zaten içinizde bir yerlerde kırılmış olan o cam parçasının yerini size işaret ederler. Otto Rank’ın sayfaları arasında gezinirken, sadece satırları değil, kendi gölgemi de takip ettim. Rank bize şunu fısıldıyor: Beden, ruhun henüz söyleyemediği kelimelerin mezarlığıdır. ​İnsan, yaşamı boyunca bir bütünlük arayışındadır ama Rank’a göre bu arayış, kaybettiğimiz o ilk cennetin yasını tutmaktan başka bir şey değildir. Bu kitabı okurken hissettiğim şey, bitmek bilmeyen bir gurbet duygusuydu. ​Her yaratıcı eylem, aslında bir ayrılıktır; bir şeyleri geride bırakmanın ve tek başına kalmanın cesaretidir. ​Buradaki hüzün, yaratıcılığın bir neşe değil, bir kopuş olduğu gerçeğinde gizli. Birini sevdiğimizde ya da bir eser yarattığımızda, aslında kendimizden bir parça koparıp onu dünyanın acımasız kucağına bırakıyoruz. Rank, bedenimizin bu kopuşlara verdiği tepkileri birer semptom değil, birer hikaye olarak görmemizi sağlıyor. Omuzlarımızın çöküklüğü bir yorgunluk değil, taşımaktan vazgeçemediğimiz geçmişin ağırlığıdır belki de. ​İnsan hem kendisi olmaktan korkar hem de kendisi olamamaktan. ​Ne kadar acı bir paradoks, değil mi? Hayatta kalmak için başkalarına sığınıyoruz ama başkalarına sığındıkça kendi varlığımızı yitiriyoruz. Bu kitap, bedenin neden bazen bir hapishane gibi hissettirdiğini anlatıyor. İçimizdeki o yaratıcı irade uyanmak isterken, ayrılık korkusu bizi felç ediyor. Kaslarımızdaki o açıklanamayan gerginlik, aslında özgürlüğe atılacakken geri çekilen o korkak ruhun fiziksel bir kanıtı sanki. ​Rank’ı okumak, yarası olan birine yarasının nedenini değil, o yaranın aslında onun kimliği olduğunu söylemek gibi. Kitap bittiğinde hissettiğim şey derin bir yalnızlık ama aynı zamanda bu yalnızlığın içinde bulduğum garip bir
1000Kitap
Beden Dilini ve Duyguları AnlamaOtto Rank · Gece Kitaplığı · 202415 okunma
Gamze Topaktaş
Nasıl güzel bir inceleme olmuş🙏🏻