Kitapta yalnızca İrlanda'dan İngiltere'ye yapılmış bir göç, bir "sürgün" anlatılmıyor. Bunun altında yatan bağlamlara baktığımızda, bir kolu ve bacağını kaybederek "eksik" bir bedenle yaşamaya mahkum kalan Michael'ın, bedensel eksikliğinin, bir kimlik ve bir anlatı eksikliğiyle de paralel gittiğini görüyoruz. Kimsenin onu önemsememesinden dem vuran karakterimiz, tek çıkar yolu kendi anlatısını yaratarak bulmaya çalışıyor ve kendi temsilini de yazdığı öyküde bulmaya çabalıyor. Fakat bedeni nasıl parçalara ayrılmışsa, anlatısı da parçalı bir anlatı hâline geliyor. Dünyadan göç etmeden önce "arzuladığı" aidiyet mefhumunu elde ettiği söylenebilir mi, bunu ona sormak gerekirdi, eğer toplum olarak onu dışlamasaydık.