• Nurettin Topçu ve milliyetçilik
    İttihat ve Terakki çetesinin probakandacısı olan Ziya Gökalp, Turancılık davasını ortaya attığı zaman, bu hareketi ümmetçilikten milliyetçiliğe geçiş diye adlandırdı.
    Aslında din adamlarının kapkara daassubuna ve kara cahilliklerine zorunlu bir tepki olan bu hareket, ruhçu milliyetçilikten maddeci milliyetçiliğe geçiş yolunda atılan ilk adımdı.
    Ziya Gökalp softalarının Turanlık, gerçeği aranırsa son asırlarda içinden zayıflatan büyük milli ruhun Anadolu' nun toprağında kendi kendisini inkar etmesi gibi bir sapıklıktı.

    Cumhuriyet Devri, yeni bir milliyetçilik ortaya çıkarttı. Siyasi tatbikatcılar tarafından ileri sürülen bu iddianın altı oklu teoriside yine Ziya Gökalp' e yaptırıldı.
    Ancak tıpkı evvelki gibi maddeci olan yeni milliyetçiliğin bayrağını süsleyen altı okun hepsinin içi boştu. Hepsinde şema ve kalıp vardı; ama hiç birinde fikir ve dava yoktu. Devletçi rejim, sadece devlet kesesinden pek çoklarının cebini doldurdu.

    Halkçı denen irade, büyük halk çoğunluğuna ve köylüye el uzatma şöyle dursun, ona insan haklarını bile tanımadı. Bakanlıklarda ve başşehirde görülen köylü, kolundan tutulup dışarı atılıyordu. Zaferden sonra devlet sofrasına konan gargaların yağmasına bütün halk ve bütün köylü peşkeş çekildi.

    İnkılâpcılığın çok şekilleri olabilir. İslâm da bir inkılâptır. Komünizm de bir inkılâptır. Hangi sahada ve hangi medotu kullanan bir inkılâp isteniyordu? Prensiplerde bu belli edilmedi. Tek partili cumhur ise bal gibi istibdadi yaşayacaktı.
    Laiklik; din aleyhtarlığı, daha açık terimle İslâm düşmanlığı manasına kullanılmış bir paravandı. O devrin milliyetçiliği, bütün bu manasızların toplamı oldu.

    Bu milliyetçilik hareketi, siyasî yapıyı ile birlikte kuvvetini kaybedince evvelki hareketle darbelenen dinci cephe harekete geçti ve bu tepki şiddetli oldu. Yakın tarihte olduğu gibi, İslamcıların dini milletten ayırarak ona karşı koymak isteyen gayretleri az kalsın tekrarlanacaktı.
    Tam bu esnada Anadolu’nun toprağı kanlarıyla yıkanan ecdatın ruhundan gelen ilham sayesinde, şuurlu bir zümrede islam' ı Anadolu’nun tarıhi ile içtimaî yapısından ayırmayan gerçek sezgi hayat buldu.
    ANADOLUCULAR, GERÇEK MİLLİYETÇİLİĞİMİZİ BİN YILLIK TARİHİMİZDEN ÇIKARARAK ONUN ONUN KALBİNE İSLÂM' I KOYDU.
    TURANCILARIN MADDECİ ÜTOPİZMİNİ VE ALTI OKLU LARIN KABA MADDECİ REALİZMİNE KARŞILIK ANADOLUCULUĞUN GETİRDİĞİ RUHÇU İDEALİZM, COĞRAFYANIN GERÇEĞİNDE EBEDİLİĞE GÖZ KOYAN RUHLARIN SELAMET DAVASINI YAŞATIYORDU.
    EVVELKİLER GİBİ, O BİR İNKAR DAVASIDA DEĞİLDİ. BELKİ BİN YILLIK BİR TARİHİN RUHUNDAN SÜZÜLEN İLHAMIN MAHSULÜ OLMUŞTU.
    GÖNÜLLERİ CENGİZ HAN' A DEĞİL YILDIRIM HAN' A VÎCDANLARI BOŞLUĞA DEĞİL EBEDİLİĞE GÖTÜRÜYORDU. BU MİLLİYETÇİLİĞİN TEMELLERİNİ, MELİK ŞAH' IN VE MEVLANA' NIN YUNUS' LARLA YAVUZ' LARIN KURDUĞU KABUL EDİLMELİDİR.

    Belki milliyetçiliğin tarihçesine bu kısa işaretten sonra, son yılların milliyetçilik iddialarına dönünce görüyoruzki "milliyetçiyim" diyen bir çoklarında bu dava muhtevasını kaybetmiş bulunmaktadır. Zamanımızda milliyetçiler çoğalmış, milliyetçilikse ortadan kaybolmuş gibidir veyahutta bir muamma halini almıştır. Milliyetçilik, onlarca milletini sevmekten ibarettir. Sevginin çok çeşitleri olduğuna göre bi nasıl sevmektir, belli değil...
    Bugün kendilerinin milliyetçi milliyetçi olduğunu iddia edenler çoğalmıştır ve hemen hemen hepside milliyetçilik komünizm düşmanlığı manasına gelmektedir.

    "Komünist düşmanımısın, o halde milliyetçisin." Diyorlar ve kendilerinin yanlız bu karakterle milliyetçi olduklarını zannediyorlar. Halbuki onların bir kısmı, Amerikan kültürüne bağlıdır. Bir çoğu milletini, az ücretle çalıştırdığı işçinin hizasında görüp aramaktadır. Bazısı, millet menfaatlerinin satıcısıdır.
    ROCKFELLER' İN TİLMİZİ VE CARNEGIE' NİN VASITALI SİMSARIDIR.
    Hiç birisinin davranışında bir doktirin ve bir davanın ihtarı, bir millet görüşünün samimi izleri, bir sistem bir karakter belirtisi yoktur.

    Topçu' ya göre Türk milliyetçiliği menfaatçı ellerde merhametsizce yıpratılmıştı. Yahudi ve mason teşkilatlar tezgahlar onu ona demeden uzaklaştırmıştır. Oysa o, Cengiz Han' a değil, Yıldırım Han ' a boşluğa değil ebediliğe bakmalıdır. Çizgi, Melikşah Yavuz, Yunus çizgisi dir...
    (Lütfü Şahsuvaroğlu Türk sosyalizmi ve Nurettin Topçu )