Müslüman köktenciler genel itibarıyla şu anda İslam dünyasının sorunlarının yetersiz modernleşmenin değil, katışıksız İslami değerlere ihanet olarak gördükleri aşırı modernleşmenin sonucu olduğunu düşünenlerdir. Onlara göre çare gerçek İslam'a dönmektir.
Sovyetler Birliği'nin çöküşünden bu yana, Ortadoğu'da farklı hedeflere yönelik yeni bir Amerikan politikası ortaya çıktı. Temel amacı, bölgeye hâkim olabilecek ve böylece Ortadoğu petrolünün tekel kontrolünü sağlayabilecek tek bir bölgesel gücün hegemonya kurmasını önlemektir.
Peygamber döneminden itibaren İslam toplumu ikili bir karaktere sahipti. İslam bir yandan siyasi bir sistem; kısa süre içerisinde bir devlet ve bir imparatorluk haline gelen bir kabile yönetimiydi. Diğer yandansa bir Peygamber tarafından kurulmuş ve onun halefleri de olmuş vekilleri tarafından yönetilmiş bir dini topluluktu.
Peygamber'in hayatının ve yaptıklarının bu iki yönü, İslam'da biri otoriter ve sükûnet isteyen, diğeri radikal ve aktivist iki geleneğe ilham verdi.
Ortadoğuluların tarih algısı kürsüden, okullardan ve medyadan beslenir ve gerçekten -hatta sıklıkla- taraflı ve yanlış olsa da canlı ve güçlü bir şekilde yankılanır.