📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Herkese merhaba, yeni bir kitap incelemesiyle yine buradayım! Biraz uzun bir inceleme olacak çünkü bu konuya fazlasıyla ilgiliyim! Bildiğiniz üzere 'cadı' genelde kadınlarla ilişkilendirilmiş bir kavramdır, öncelikle bunun nedeninden bahsedelim.
1430-1780 yılları arası 'Cadı Avı' olarak bilinir. Orta Çağ başlarında kiliseler 'Cadı' diye bir varlığı tanımıyordu ve bu varlığa inananları cezalandırıyorlardı. Bu yüzden o zamanlar bir insanın kendisini cadı olarak tanıtması sakıncalıydı. Cadı kelimesinin kadınlarla ilişkilendirilmiş olması tamamen o dönemin zihniyetiyle ilgiliydi çünkü kadınlar her zaman erkeklerden daha alt kademede ve şeytan tarafından kolayca kandırılabilir olduğuna inanılıyordu.
Kiliseler bu durumdan faydalanmaya ve para kazanmaya başlamıştı. Nasıl mı? Cadılıkla uğraşan veya uğraşmayan ama iftiraya uğrayan birçok kadın ateşte yakıldı, hem de sebepsiz yere. Bu kadınların yakıldığı yerde görülen mahkeme ücretleri yine bu kadınların varlığından kesildi. Evet doğru okudunuz, hem paralarına hem evlerine, hem de hayvanlarına el koydular. Bu kadınlar hem suçsuz yere yakıldılar hem de tüm mal varlıklarına el konuldu.
Bazı kişiler diyecek ki gerçekten suçsuzlar mıydı? Onlar cadı değil miydi, büyü yapmazlar mıydı? Evet cadıydılar, evet büyü yaparlardı. Ancak şöyle ki cadılar aslında kara büyü yapan kötü varlıklar değildi. Bunu filmler, diziler veya dinler bu şekilde gösterdi. Bir Cadı yani 'Wicca' asla ve asla başka bir insanın hayatına müdahale edemez veya zarar veremez. Eğer zarar veren bir büyü olursa bu 'Maji' olur ve Cadılık'tan çok uzaktır. Cadılar İngilizce'de 'Healer' dediğimiz şifacı varlıklardı. Kendi gelişimleri için ritüeller yaparlardı, bir nevi meditasyon diyebiliriz.
Şu anda ritüel yapmıyoruz mu sanıyorsunuz? Hepimiz yapıyoruz ama farkında