Acı, nefret, kin, hüzün, heyecan, umutsuzluk, öfke... Bunların hepsiyle bir şekilde başa çıkabilirdiniz fakat çaresizlikle çevrelenmiş özlemin yerine koyabileceğiniz hiçbir duygu yoktu. Ne o yerini bırakır ne de siz onu yerinden oynatabilirdiniz.
Üç kişinin yarım kalmışlığıyla savaşmaya çalışırken kendi hayatımın yarım kaldığını fark edememiştim bile. Yarınlarını kaybeden sevdiklerimin ruhumu paramparça eden acısı, neredeyse hayatımdan vazgeçmeme neden olacaktı. Halbuki, kaçırdığım en önemli nokta şuydu; yarınlarını kaybeden sevdiklerim beş yüz kere daha kaybetseler, yine de benim hayatıma düzgün bir şekilde devam etmemi isterlerdi.