O geceden arkadaşlarımdan hiçbirine söz etmedim; içimin bir zamanlar ne kadar ölü olduğunu asla bilmediler, şimdi nasıl çiçek açtığımı da asla anlamayacaklar.
Çok tatlı, çok şirin bir kitaptı. Bel karakteri kendimle birçok yönden benzerliğini bulduğum nadir karakterlerden bir tanesi oldu. Ne yapacağını bilememesi, düşünce şekli ve davranışlarıyla çok güzel, şapşik bir karakterdi. Kendine has bir tarzı olması bir yana oldukça da zeki bir karakter olduğundan kendisini öz evladımmış gibi gururla okuduğum birçok sahnesi de oldu...
Teo da en az Bel kadar içime sinen bir karakter oldu. Zengin, hatta okuldaki çoğu kişinin cazibesini kazanmış olan erkek karakterler belki klişe olsa da Teo karakteri bunlara rağmen tamamen farklı bir tutumda ilerleyen, çok düşünceli ve yine tatlı bulduğum biri oldu. Yazar iki karakteri de çok özel işlemiş. İkisi de çok doğaldı gerçekten.
Kitabın tamamını tatlı bir tebessümle okudum Hem sürükleyici, hem de merak uyandıran, farklı, yeri geldiğinde sakin ama bazı sahnelerinde oldukça heyecanlandıran özellikle de 12-17 yaş arasında okunursa benim sevdiğimden daha da çok sevilecek bir kurguydu. Mekanik Romantizm
Öncelikle bu bir öneri yorumundansa bir nevi günlük diyebileceğim bir yazı olacak çünkü belki duygular daha kolay gözlerime ulaşabilse kolaylıkla başında ağlayacağım şeyler okudum. Bazı yazılanları bizzat yaşadığımdan hissettim, bazı yazılanları empati yaparken hissettim. Ama hissettim. Gerçek anlamda. Bayağı.
Neyse, olay şu ki her bir kelimesini okumak ayrı özeldi. Okuduğum her şeyden olabildiğince iyi veya kötü bir bakış açısı kazanmaya çalışırım ve Güneş ve Onun Çiçekleri eseri bana çok geniş bir bakış açısı, kendi içimde hesaplaştığım çoğu şeyi "solmak, dökülmek, köklenmek, uyanmak, çiçeklenmek" şeklinde öğretti ve içime işledi.
Okurken hem bu kadar güçsüz hem de bir yandan da bu kadar güçlü hissettiğim tek eser oldu.
"iyileşmek için
ta köküne
ulaşmalı
yaranın
ve öpe öpe çıkmalı en yukarıya" Güneş ve Onun Çiçekleri