Özetlemek gerekirse; laiklik, hiçbir dinin veya mezhebin birbirine üstünlüğünü kabul etmeden ortak paydası "insanlık ve akılcılık" olan bir sistemdir. Mustafa Kemal Atatürk'ün meclis kürsünden söylediği gibi "Laiklik adam olmaktır!" İnançların siyasal çıkarlara alet edilmesi; dini, bir tahakküm aracına dönüştürme girişimidir.
Herhangi bir dine inananlar açısından, inançlar insanların en hassas noktasıdır. Bu yüzden bu hassas nokta, Dünyevi siyasi çıkar ve menfaatler için tehlikeye atılmamalıdır. Ve bu kirli çıkarlar için oyuncak edilmemelidir. İşte laiklik her dinden, her mezhepten insanın inancının güvencesidir. Demokrasilerin ve insanlığın olmazsa olmazıdır.
Kitapları veya dergi makalelerini tartışmak dururken, -harfler, boşluklar, noktalama işaretleri dahil- yüz kırk karaktere sıkıştırılmış iletileri konuştuğumuz bir ortamda, çöp ve cevheri birbirine karıştırır, yetenek/emek sahibi kişi ile yetersiz/emeksiz kişiyi aynı çuvala sığdırmış oluruz. Oysa birbirimizi işitmeye, düşüncelerimizin sağlamasını almaya ne çok ihtiyacımız var. Karşılaşma olmadan kendi yetersizliklerimizi idrak edemiyor ve kurguladığımız üst anlatının sarhoşluğuna ram oluyoruz.
Bir şey için mücadele etmek elbette önemli ama bazen ne zaman vazgeçeceğimizi bilmemiz de gerekiyor. Bir şeyi çok sıkı tutmaya çalışmak;onun elinizde daha fazla kalmasını sağlamaz. Sadece giderken avuçlarınızın daha fazla yaralanmasına neden olur.