Ikinci ayriliq
men bilmirem sohbete hardan baslayim. amma herseyi onunla baxdigimiz filmlere benzedirem. usagligdan munasibeti birlikde oyrenen iki sexs heyatlarinin ferqli zamanlarinda 3 defe tanisirlar. ve 3 cu defe sonuna kimi birbirilerini buraxmirlar. men sene tesekkur edirem. etdiyin hiss eletdirdiyin herbir duyguya gore sene minnetdaram. seni bilmirem amma men munasinet qurmagi senden oyrendim. bezi insanlar varki bir neticeniz olmadigi gorsensede onlardan aldığın dersler sene en boyuk nəticə olur. Sene heyatinda semimi qelbden ugurlar. ne elemisemse ancag senin yaxsiligini ve yaninda olmagi istemis olduguma gore etmisem. pis yaxsi hereketlerim olsa da daima senin qaygina qalmisam, eynile sende. biz tam bir kamanda kimi idik. her zaman birbirimize destek idik. nese lazim olsa de burdayam. cunki biz en yaxin dostlar olaraq birləşmişdik. senin qəlbini sevirem. ve son olaraq, sen menim qazana bilmediyim tek doyusum olaraq qalacagsan. ve sene eoz veriremki biz yeniden goruseceyik. sadece o goruse qədər temiz qalaq. men cunki ele olacagam. sendende xahisim bizi yeniden gozlemeyindi. cunki başqa birini ilk defe gorsen ve ona hereketlerine gore asiq olsan, meni xatirla. men eyni situasiyada yanında olsa idim men nece edərdim? ozune yaxsi bax. M
TARİHİN EN BÜYÜK GİZEMLERİNDEN BİRİ: 50 BİN ASKER NASIL YOK OLDU? M.Ö. 525 yılında Pers İmparatoru II. Kambises, antik dünyanın en güçlü ordularından birini Mısır’ın uçsuz bucaksız batı çöllerine gönderdi. Rivayete göre ordunun görevi, Siwa Vahası yakınlarında bulunan ve büyük saygı gören gizemli bir kahinler tapınağını yok etmekti. Yaklaşık 50 bin askerden oluşan devasa birlik günlerce kavurucu sıcakların altında ilerledi. Ancak daha sonra tarihin en esrarengiz olaylarından biri yaşandı. Ordu adeta yeryüzünden silindi. Ne geri dönen bir asker oldu, ne bir savaşın izi bulundu, ne de kayboluşlarını açıklayacak güvenilir bir kayıt ortaya çıktı. Antik tarihçi Herodot’a göre askerler çölde ilerlerken korkunç bir kum fırtınasına yakalandı ve dev dalgalar gibi yükselen kumlar bütün orduyu yuttu. Bu hikaye yüzyıllar boyunca yalnızca bir efsane olarak görüldü. Fakat modern çağda yapılan araştırmalar gizemi yeniden alevlendirdi. Mısır’ın batı çöllerinde çeşitli insan kemikleri, bronz silah parçaları, ok uçları ve askeri teçhizat kalıntıları bulundu. Bazı araştırmacılar bunların kayıp Pers ordusuna ait olabileceğini öne sürerken, diğer uzmanlar kesin kanıtların hala yetersiz olduğunu söylüyor. Üstelik son yıllarda ortaya atılan teoriler yalnızca kum fırtınasıyla sınırlı değil. Bazı tarihçiler ordunun çölde yolunu kaybederek susuzluk ve açlıktan yok olduğunu düşünürken, bazıları ise yerel Mısır güçleri tarafından pusuya düşürülmüş olabileceklerini savunuyor. Hatta kimi araştırmacılar Herodot’un anlattığı olayın tamamen propaganda amacıyla abartılmış olabileceğini bile öne sürüyor. Bugün, aradan yaklaşık 2.500 yıl geçmiş olmasına rağmen Pers ordusunun başına gerçekte ne geldiği hala kesin olarak bilinmiyor. Gerçekten devasa bir kum fırtınası mı 50 bin insanı tarihten
Reklam
Duvarlarda kara lekeler Kalbimde kara duman Ruhumda zifiri bir sızı Balkonda kırlangıç sesleri Havada güneş Gökyüzünde mavi Çık dışarı Mavi göklere doğru derin bir nefes Selam ver kırlangıca Belki umudu haber verir Baharı müjdeler sana Kim bilir? M.Can
Şiir
Yâ İlâhi beni Senden ve Resûlünden ayırma..
Ey Allah'm sonsuza dek Sana ve Resûlü'ne bağlanmak istiyorum sonsuza dek..
Duygu ve Düşünce
Kederli olma fırsatını tek bir kere bile kaçırdığımı sanmıyorum. E.M. Cioran
Uzak durulası tipler...
Dünya değişiyor, devirler geçiyor ama, insan kumaşındaki o defolar hiç değişmiyor. Kaleme aldığımız aşağıdaki şiirde bahse konu ettiğimiz "tipler", aslında hayat enerjimizi sömüren, bizi aşağı çeken ne varsa, hepsinin birer özeti gibi. "Uzak Durulası" Üç İnsan Tipi: Kibirliler ve Maddiyatçılar: Varlığıyla övünenler, mülk sevdası bitmeyenler. Dünyayı sadece sahip olduklarından ibaret sanan o sığ bakış sahipleri... Tembel ve Beleşçiler: "Minderi çürüten" ama bir yandan da çalışmadan, "havadan kazanç" bekleyenler. Üretmeden tüketmek isteyen, asalak zihniyetliler... Cahil ve İnatçılar: Belki de en tehlikelisi bunlar... Elifi mertek gören (yani en bariz gerçeği bile ayırt edemeyen), bilmediğini bilmeyen ve bu cehaletini "bilgelik" gibi pazarlayanlar... ★ Mevlânâ der ki; "Cahille girme münakaşaya; ya sinirini zıplatır tavana, ya da yazık olur adabına." Gönül heybemizden dökülen bu şiir de tam olarak bu felsefenin modern ve samimi bir dille kağıda dökülmüş hali gibi oldu, buyrunuz... Varlığıyla her daim övünenden Oturduğu minderi çürütenden Mülk sevdası hiç tükenmeyenden Uzakta dur azizim uzak dur Yalana yalanı ekleyenden Havadan kazanç bekleyenden Çayır çimen otlayıp gezeleyenden Uzakta dur azizim uzak dur Dünyayı çiftliği zannedenlerden Şehvetine her an yenik düşenden
Reklam
Reklam