"Söylesene Kadıefendi, Aşk'ın günâhı cehenneme atar mı? Yoksa, yaşarken yanar Âşık; cehenneme lüzûm var mı? Peki cennet ister mi gerçek seven? Hûri'ye, Gılmân'a meyleder mi? En büyük imtihân Aşk mıdır yoksa Aşk'ın imtihânı hasret mi? Günâh mıdır sevmek Kadıefendi? Az sevmek meselâ? Çok sevmedikçe isrâf olur mu Aşk? Aşk, her kalbe teșrîf eder mi, Yoksa sadece çok sevene mi ya da tertemiz sevene mi lütuftur Aşk? Zulümdür bazen Aşk, değil mi Kadıefendi? Züleyhâ'nın Aşk'ı gibi. Sabır, vuslât diyârının anahtarı, sadâkat ise Mâşuk'un. Nedir ki Aşk? Hiç bilinmez mi, yaşarken hiç bilinemeyecek mi? Yani Aşk'a dâir söylenen her șey hurâfe mi? Söylesene Kadıefendi, bunca günâh arasında, fetvâ yok mu bu Aşk'a?..." |Seyyîd M. Nâfî el-Hüseynî
فيَّ حُبٌّ فيَّ وَجْدُ واشتياقٌ لا يُحَـدُّ يا رسولَ اللهِ قلبي لم يزل باسمِك يشدو İçimde sevgi, muhabbet ve dinmeyen bir özlem var Ey Rasulallah(A.s.m) kalbim hep seni zikrediyor.🌹
Nasheed
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Melekler dans eder mi Güler mi köleler Ve duyar mı körler Bağırırsak avazımız çıktığınca Kitaplar mıydı yalancı Katipler mi Kralmıydı çıplak olan Ondan geriye kalanlar mı Bebek ölümleri ve kahramanlar manşetlerde Ölümü yüceltiyor alçaldıkça insan Kıyım zihinlerde başlıyor Ve yavaşlıyor giderek Dünyamda ilerlemek ... Dölüm ve dna'm olmaz olsun diyorum Soyum sopumda bu boşlukta Bu inanışlarda Kedilere ve köpeklere saygısız Papatyalara kusurlu olacaksa eğer Meğer ne kadarda aptalmışız ' olacaksa eğer Olmasın mabedimiz Marşımız sussun Kussun yalanını tarih Coğrafyam istila edilsin bir daha En dost bildiğim barbarlarca Burada hala ... ... / Aralık 2022
Gizem
Hayat.. Büyük bir ayna.. Sana seni yansıtan.. Neye baksan o sensin.. Güzel veya çirkin.. Gördüğün resim.. Zihnin.. Güzel baktığında güzel.. Yargılı baktığında çirkin.. Kusursuzluk arıyorsun.. Kendin kusurlu iken.. Sence bir kusur mu ki.. Gülü koruyan diken.. Yanılmak.. Şaşmak.. Hatalar yapmak.. İnsan olmanın bir parçası.. Hiç kimsenin koltuk altında.. Kanatları yok.. Mümkün değil melek olması.. Şimdi tekrar farklı bak.. Hayatın aynasına.. Düzelt kendinde.. Aynandaki resminde.. Beğenmediğin ne varsa.. Artık vazgeç her şeye.. Şikayetlerinden.. Her şey sensin.. Sende her şey.. Aynadaki yalnızca..
Vahaya Erişme Ümidi...
Zihin çölünde yarattığı illüzyonun ardından koşar mecnûn, divâne olur...serap görür de kovalar durur habire... Zihin çölü, serap üretme konusunda her zaman cömerttir. İnsan, kendi yarattığı o parıltılı illüzyonun peşine düştüğünde, yürüdüğü yolun kuraklığını da unutuverir. Mecnun’u divâne eden belki de vahanın kendisi değil, o vahayı çölde görebilecek kadar derin bir iştiyakla yanmasıdır. Kovaladıkça kaçan, yaklaştıkça uzaklaşan o seraplar, aslında insanın kendi iç dünyasının dışarıya vuran akisleridir. Çöl ne kadar ıssızsa, zihnin serabı da o kadar büyüleyici olur. Bu döngü, insanı tüketirken aynı zamanda ona yürüme gücü veren tuhaf bir paradoks. İnsanı ayakta tutan şey nihayetinde kimi zaman o vahaya varmaktır, kimi zaman da sadece "kovalama" eyleminin kendisidir... Halet-i ruhiye ve onu belirleyen sosyal doku ve ekositeme göre, gâh vahaya erişme ümidi, gâh kovalama gayretini kamçılayan sebepler ile hayata tutunur insan... Çünkü insan tek bir dürtünün kölesi değil, içinde nefes aldığı sosyo-kültürel ekosistemin ve anlık psikolojik ikliminin bir aynasıdır. Bu yönelimi belirleyen dinamikleri iki farklı düzlemde okumak mümkün: Vahaya Erişme Ümidi (Sonuç Odaklı Dönemler): Sosyal dokunun daraldığı, bireyin aidiyet, liyakat veya anlam arayışında kuraklık çektiği dönemlerde "vaha", somut bir kurtuluş kapısıdır. Halet-i ruhiye eğer yorgun ve sığınacak bir liman arayışındaysa, zihin illüzyonun gerçekliğine tutunmak ister. Dinmeyen bu ümit, çöle tahammül etme gücü verir. Kovalama Gayreti (Süreç Odaklı Dönemler): Entelektüel bir ekosistemde veya insanın kendi şahsiyetini inşa etme gayretinde olduğunda süreç, sonuçtan daha kıymetlidir. O "kovalama" eyleminin kendisi; zihni diri tutan, potansiyeli kamçılayan ve insanı durağanlıktan koruyan bir varoluş mücadelesine