Herkes konuşuyor. Herkes önemli şeyler söylüyor. Herkes dinliyor. Ama, tıpkı o tartışma programlarında olduğu gibi, verimli bir sonuca ulaşılamıyor. Oynuyorlar, oynuyoruz. Türkiye, hararetli bir kumpanya ...
Zaman zaman "Acaba kimse bu ülkede çocukların da yaşadığını düşünmüyor mu?" diye soruyorum kendime. Yıkıcılık ve ölçüsüz cinsellik üzerine bina edilmiş, çocukları yok sayan bir yetişkinler imparatorluğuna doğru mu yol alıyoruz?
İnsanlar, Epiktetos’un iki bin yıl önce söylediği gibi, olayların kendisinden çok olaylar üzerine düşünme biçimlerinden etkilenirler. Olan biten değil, onunla ilgili kanaat ve inançlarımız sarsar bizi. Sonra bir bakarız olumsuz düşüncelerin girdabında dönüp duruyoruz.
Bir kapı kapanır, başkası açılır. Kapanan kapının ardından melül melül bakacağımıza, açılan kapıdan bize göz kırpan imkan ve fırsatlara yoğunlaşsak daha iyi olmaz mı?