Ne sevdalar hatalar yüzünden yarım kaldı, niceleri de bir arada kaldı fakat yarımlardı.. Bir aşk bu kadar mı büyük olurdu ki ,mutluluk vuslata haram..m Sevdası yarına yarım... Hatalar insanlara mahsustu....
Sevmek için emek, anlamak iç
in zaman, tanımak için lisan gerekti. Biz
aynı ülkede farklı dilleri konuşan yabancı
lardık, senin dediğin gibi; ben Arap Kızıydı
m, sen Türk, birbirimizi bir türlü
anlayamadık.”
Bir gece ona; "Yoruldum yüzü olmayan bir adamın sesini karanlığımda taşımaktan. Bana...” dedim yutkunarak. "Bana veda etmeyecek misin?"
"Ayrılanlar veda eder Sevda'm, ben sana kavuşamadım ki..." diye cevap verdi.
"Özledim, hem de çok Sevda'm!”
“Ben de özledim, hem de ölesiye..."
Kimi özlüyordum ki ben? Kimdi kalbimin hızlanmasını sağlayan hasret kişi? Yanan içimi titreten, tenimi buz gizi üşüten kimdi? Önceden çok dert etmiyordum ama son zamanlarda gülüşleri silik bir tablo vardı hayat tuvalinde, gökkuşağı gibi rengàrenk ama soluk boyaların esir aldığı bir fırça darbesi gibi eskiydi. Uzun zamandır resmiyetin hüküm sürdüğü dudaklarımda bir yarımlık mevzu bahisti. Kim çaldı, nasıl çaldı bilmiyordum ama gülüşleri eksikti gözlerimin.
Tek bildiğim yüreğimin yanında bir boşluk oluşturduğuydu, bir yoksunluktu ki hiç bitmiyordu.
Bir adam var düşümde anne, bana sürekli, 'Aksam gözlü Sevda'm!' diyen...
yakınlaştıkça uzaklaşan, yüreğimi titreten
bir adam...
Varlığıyla mutlu eden, yokluğuyla hüzne salan bir adam...
Tam dokunacakken uyandırılıyorum.
Beni çok seven bir adam düşüyor hayalime, yüzü olmayan ama sesi sımsıcak yayılan...
Sonumuzun ne olacağını hiç öğrenemediğim bir masal çiziyorum zihnime.
Ben, rüyalarımdan yokluğuna uyanıyorum.
Düşümde âşık olduğum bir adam var; benim mi yoksa hayallerimin mi eseri olduğunu bilemediğim...
Bakıp da adını bir türlü söyleyemediğim bir adam var karanlığımda... Haykırıyor ama sesimi duyuramıyorum. Biliyor ama söyleyemiyorum. Yasaklı gibi!"