"Rahmân-ı Rahîm olan Allah'ın, Furkan-ı Hakîmi Arş-ı Azîmden üzerine indirdiği zât olan Efendimiz Muhammed'e (a.s.m.) ümmetinin iyilikleri adedince milyon salât ve milyon selâm olsun. Risâletini İncil, Tevrat ve Zebûr'un müjdelediği; nübüvvetini doğduğundan hemen önce ve doğumu ânında meydana gelen hârikulâde hallerin, cinnî hâtiflerin, insanlardan evliyâ ve kâhinlerin haber verdiği; işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Efendimiz Muhammed'e (a.s.m.) ümmetinin alıp verdiği nefesler sayısınca milyon salât ve milyon selâm olsun. Çağırmasıyla, ağaçların yanına geldiği, duasıyla yağmurun süratle yağdığı, bulutun sıcaktan korumak için başında gölge yaptığı, bir kilelik yiyeceğinden yüzlerce insanın doyduğu, parmakları arasından suyun üç defa Kevser gibi aktığı; Allah'ın kertenkeleyi, ceylanı, kuru hurma direğini, koyun paçasını, deveyi, dağı, taşı ve çakıl taşlarını onun için konuşturduğu; Mi'racın ve 'Göz ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı.' (Necm, 53/17) âyetinin sahibi Efendimiz ve şefaatçimiz Muhammed'e, (a.s.m.) Kur'ân'ın ilk indiği andan itibâren kıyâmete kadar her okuyanın okuduğunda hava dalgalarının aynalarında Allah'ın izni ile temessül eden her kelimesindeki her harfi sayısınca salât ve selâm olsun. Bu salâvâtların her birisi hürmetine bizi bağışla, bize merhamet et, Ey İlâhımız! Âmin." — Sözler, On Dokuzuncu Söz, On Üçüncü Reşha, Arabi dua metni tercümesi
h e r ş e y i c i d d i y e a l ı y o r d u m sanki ölümsüzmüşüm gibi Jean-Paul Sartre
Hayata Dair
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
🌿 M Ü L K S U R E S İ 🌿 Mülk sûresi, fazileti hakkında hadis varid olan sûrelerdendir. Peygamber (s.a.s)'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Kur'an'da otuz ayetlik bir sûre var, bir adama şefaat eder ve o kişi mağfiret olunur, O "Tebâreke" sûresidir" (Tirmizi, Fedâilil-Kur'ân 9; Ebu Davud, Salât, 322; İbn Mâce, Edep, 52). Câbir (r.a)'dan nakledilen başka bir hadiste de şöyle denilmektedir: "Peygamber (s.a.s), Secde ve Tebâreke (Mülk) sûrelerini okumadan uyumazdı" (Tirmizi, Fedâil'ül-Kur'an, 9). @ 📚
Din İslam
Güven çok i n c e bir çizgidir. Onu kalınlaştırarak k ı r ı l m a s ı n ı engelleyen tek şey, ' iki t a r a f l ı ' olmasıdır... Fuzuli
"AŞK ile Hû"
"17 yaşımda "Tasavvuf"la tanıştığımda, bana oldukça derin ve anlaşılması güç gelmişti doğrusu. O dönem sadece teorik bilgiler olarak gördüğüm birçok kelam, insan yaşadıkça ve kendi iç dünyasına kulak vermeyi öğrendikçe bambaşka anlamlar kazandığını, bugün çok daha iyi kavrıyorum. En bi sevdiklerimden İbnü'l Arabi'nin "Hak Yolcularına Armağan" eserini elime aldığımda, hakikate giden yolun yalnızca bilgi biriktirmekten değil, o bilgiyi hâl'e dönüştürmekten geçtiğini iliklerime kadar hissettim!☺️📚 m.youtube.com/watch?v=RNLofl6...
1000Kitap
Nikah Şahitliği ve Hanefî Mezhebine Göre Gayb İlmi ​Hanefî mütekaddimûn (ilk dönem) fukahasından olan İmam Fakih Ebu'l-Kasım Ahmed b. İsme es-Saffâr (ö. 336 h.), evlenirken Yüce Allah’ı ve Nebi ﷺ'i nikahına şahit tutan kimsenin tekfir edileceğini (dinden çıkacağını) açıkça belirtmiştir; çünkü bu kimse, Nebi ﷺ'in gaybı (yani kendisine ulaşacak hiçbir beşerî yol bulunmayan gizli şeyleri) bildiğini iddia etmiş olmaktadır. ​İmam Ebu'l-Kasım'dan yapılan bu nakli; el-Fetâve'l-Velvâliciyye (c. 5, s. 422), Hulâsatü'l-Fetâvâ, el-Muhîtü'l-Burhânî, el-Fetâve'l-Bezzâziyye ve el-Fetâve't-Tâtârhâniyye gibi pek çok meşhur fetva kitabı yazarı aynen aktarmıştır. ​Fakat el-Fetâve't-Tâtârhâniyye müellifi, Ebu'l-Kasım es-Saffâr’ın bu katı görüşüne karşı, el-Mültekat sahibinin (ki muhtemelen 6. yüzyıl alimlerinden Ebu'l-Kasım es-Semerkandî'dir) "tekfir edilmeyeceğini" söylediğini aktarır; zira bu nikahın, Nebi ﷺ'in ruhuna arz edilen (gösterilen) şeylerden biri olma ihtimali vardır. Nitekim et-Tâtârhâniyye'de (c. 4, s. 38-39) şöyle geçmektedir: ​"Bir kimsenin, Allah ve Resûlü’nün şahitliğiyle bir kadınla evlenmesi caiz olmaz. Şeyh İmam Ebu'l-Kasım es-Saffâr'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: 'Bunu yapan kimse kâfir olur; çünkü Resûlullah ﷺ'in gaybı bildiğine inanmıştır.' el-Hücce'de ise şöyle denmiştir: el-Mültekat'ta bu kimsenin tekfir edilmeyeceği zikredilmiştir; çünkü eşya (meydana gelen olaylar) Nebi ﷺ'in ruhuna arz olunur ve şüphesiz peygamberler gaybın bir kısmını bilirler. Nitekim Yüce Allah: 'O gaybı bilendir, gaybına kimseyi muttali kılmaz; ancak razı olduğu bir resûl müstesna' [Cin: 26-27] buyurmuştur." ​Mecmeu'l-Enhür adlı eserde de buna benzer bir ibare yer almaktadır. ​Özetle: Hanefî fukahasından bazı mütekaddimûn alimler, kendisinden sonra meydana gelen olaylardan