İnsanlar, inkâr edilemez zekâlarına rağmen bu komedyayı ciddiye alıyorlar. Kötülük bunda zaten. Tabii acı çekiyorlar.. Ama hiç olmazsa yaşıyor gerçek, düşsel olmayan bir hayat yaşıyorlar, çünkü hayat aslında acı demektir. Acısı olmasa zevki de olmazdı; her şey sonu gelmez bir övgü ayinine dönerdi: Kutsal, ama sıkıcı... Ya ben? Ben, hem acı çekiyor hem yaşamıyorum. Denklemin bilinmeyeni benim. Her şeyin başını sonunu kaybedip sonuçta adını bile yitiren bir hayaletim...
Şu anda ve her zaman "varım" diyebilmek için dünyanın bütün acılarına göğüs gerebileceğimi sanıyorum. Çeşit çeşit azap içinde, "varım!" diyeceğim; işkenceden kıvranırken gene, "varım!" İşkence masasında da, "varım"; güneşi görüyorum, görmesem de varlığını biliyorum. Güneşin varlığını bilmek bile yaşamaktır.
- İnsanların suçu sevdiği anlar olur bazen, dedi.
- Değil mi ya? Düşündüğümü söylediniz siz; severler, hem "anlar" falan değil, daima. herkes sever. Biliyor musunuz, bu konuda vaktiyle yalan söylemek âdet olmuş; herkes o zamandan beri yalan söyleyip duruyor. Hepsi kötülükten güya nefret ediyor, aslında içlerinden seviyorlar.