Gözlerim gözlerindeydi. Ellerini tuttum, titredin. Acı acı bir düdük öttü. Bir şeyler koptu içimizden.
Sonra tren durdu, indik, yollarımız ayrı ayrıydı.
Şimdi, o gün verdiğin yalnızlığı yaşıyorum.
Artık gideceksin, biliyorum, vakit geç oldu. Yatakta izin kalacak, havada kokun ve yastığın üzerinde bir iki tel saçlarından. Telaş içinde giyinmeye başlayacaksın. “Çoraplarında eğrilik var” diyeceğim, düzelteceksin. Dudaklarını boyarken, eğilip ensenden öpeceğim. İçin sevgiyle dolacak. Gözlerin ışıl ışıl; Üzülme, üzülme diyeceksin, yine geleceğim.
Ya gelmezsen? Hayır hayır, geleceğine inanıyorum. Fakat yine gideceksin. Yine gideceğini bilmek kötü. Dayanılmaz bir şey bu.
gitgide alışıyorum sana.
hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz.
ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin.
yanımda olduğun zamanlar;
sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor,
alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun.
durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan.
alışkanlıklar daima korkutur beni,
düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim.
kendimi kendime alıştıramadım yıllardır.
fakat şimdi sana alışıyorum
alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor.
yalnız içimde garip bir korku var.
sana alışmaktan değil; seni kendime alıştırmaktan korkuyorum.
…