m.a

m.a
@m__a
İzmir
İstanbul, 15 Şubat 2011
7 okur puanı
Kasım 2024 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
2/10
·128 syf.··
2025 7. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2025 19:02
O kadarda iyi bir kitap olmamasına rağmen vitrinlerin en tepesini süslemeye devam ediyor.Sanırım insanları etkileyen şey;hem kitap ismi hem kapak tasarımı hem de yazarın intiharına giden süreci anlattığı düşüncesi.Üçüncü seçenek ne kadar doğru bilmiyorum ama bu iyi bir pazarlama aracı olduğu için okurlar çok çabuk etkilenmiş olabilir.Tabi bir de kitabın Japonya tarihinin en çok satan ikinci romanı olması da enteresan.Kitap Yozo adlı bir adamın varoluşsal sancılarını anlatan bir konuya sahip.Bir yere ait olamama ve insanlardan nefret etme hali,onun toplumdan izole olduğunun bir göstergesi.Toplumdan kopuk hissetmenin getirdiği kaygı,içedönük bir isyan ve varolma mücadelesine dönüşüyor ve ana karakter de güçsüz olduğu için yitirilmiş bir mücadeleyi tasvir etmeye çalışıyor.Bu kitap herkese hitap etmez.Kitapta kendinizden birşeyler bulamazsanız okumaya değmez bulursunuz. Kitapta asıl anlatılmak istenen toplumun bireyden beklentilerinin,insanı nasıl sahteleştirdiğidir.Ana karakter herkesi memnun etmek için sahte yüzler takınıyor.Bu yüzden nasıl dibe vurduğu anlatılıyor. ”Bu kitap Japon edebiyatı için çok değerli bir kitaptır.” Zırvalıklarını geçeceğim.Zaten sıradan ve sıkıcı kitap yorumcuları bunları uzun uzun anlatır size.Bence bu kitap zengin veletin şımarıklığından başka hiçbir şey değildir.Bu arkadaş da bizim genç Werther gibi kendisine rahat batanlardan.Depresif depresif dolaşıyor etrafta.Yok anlam arayışıymış, yok kendini bulma çabasıymış.Kendi çabasıyla hayatını zora sokuyor.Resim kabiliyetin var,baban zengin.Bulsana yolunu.Yok illa intihar edip tarihe geçecek.Tam bir zayıf karakter,vizyonsuz hareketi.Kusura bakmayın ama takdir ettiğiniz şeyler bazen beni hayrete düşürüyor.Hem kültür farkının yarattığı etkiden olsa gerek hem yazarın işlevsiz yazım stilinden hem de
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
Reklam
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2025 23:17
Kendimize sormamız lazım “ bu ülkede bir damla kan akıtmadan binlerce çocuk nasıl yetiştiririz?” diye. Kitapta ki kahramanımız Snellman bu sorunun cevabını köy köy dolaşarak, zengin fakir demeden elinden geldiği kadar anlatıyor; Sadece fakirlere nasıl gelişiriz diye anlatmıyor, Zenginlere de cahillikten şikayet etmemelerini tam tersi bu cahillikten kurtulmak için paranız varsa bu ülke için harcayın; kütüphaneler yapın, okullar yapın.Bilginiz mi var? O zaman bilginizi paylaşın diyor yazarımız. Finlandiya uzun yıllar boyunca kendi bağımsızlığını ilan edememiş ve başka ülkelerin altında ezilmiş bir ülkedir. Peki “O” halden “bu” hale nasıl geldi? Yaptıkları tek şey:Eğitim. Evet, sadece eğitim sayesinde. O dönemlerde İngiltere Napolyon’u yenerek tüm Avrupa’nın ilgisini çekti. Tüm ülkeler ona benzemeye çalıştı. Bilirsiniz bir çocuk bir yetişkini örnek almak istediğinde kötü huylarını yapar;Sigara içer, alkol alır vs. İşte herkes İngiltere’nin saç modellerini, kıyafetlerini ve tüm dünyaya ün salacak o oyun olan “futbolu” örnek almışlardı. Tabikide çocuklarımız dans öğrensin, spor öğrensin.Yazarımız buna karşı değil.Fakat “okumak istemeyen çocuklar top peşinde koşarak meşhur olmaya çalışır” diyende yazarımız. Çocuklarımızın sadece kas kuvvetleri değil beyinleride gelişsin, sadece bacaklarını değil beyinlerinide kullansın diyor yazar. Askere gitmeyi ölüm olarak görmeyin oraya eğitim almak için gidilen yer olarak görün diyor. Üst subaylara küfürü yasaklıyor.Çünkü ağız ne kadar temizse kalpte o kadar temizdir,kalp ne kadar temizse ağızda o kadar temizdir.Erlere orada nezaketi,saygıyı,nasıl konuşulması gerektiğini,palto nasıl dikilir öğretin ki onlarda askerden geldiklerinde aileleriyle paylaşsın ve bilgi hepimize yetsin. Snellman din konusunada çok önem veriyor. O
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · İlgi Kültür Sanat Yayınları · 2019124,6bin okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2025 00:08
Dostoyevski’nin ilk okuduğum kitabıydı. Bana biraz ağır geldi. Ama yazarın düşüncelerine hayran kalıyorsunuz. İnsan psikolojisini adı gibi bilen biri bana göre. İnsanların sürü psikolojisiyle hareket ettiklerini söylüyor yazarımız. Farkındalığın, derinlere inmenin bazen aptallıktan daha kötü olduğunu, insan kadar nankörü olmadığını belirtiyor. Dostoyevski biraz kibirli biri ama bu kibirinin altında yatan ( her ne kadar herkesten saklamaya çalışsa da ) artık onun benliğini ele geçirmiş, büyük bir utanç duygusu var. Utanç; sadece bu kadarıyla değil, daha neler neler…
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Kapra Yayıncılık · 2020159,3bin okunma
8/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2025 18:37
Mükemmel bir otobiyografi kitabı. Kitapta yeri geliyor duygulanıyorsunuz yeri geliyor sinirleniyorsunuz. Kitabın birkaç yerinde kendimi tutamadım,ağladım. Yazarın daha çocukken yaşadıkları şeyler belki bizim çocukluğumuza- tabi herkesin yaşadığı şeyler vardır- şükretmemizi, ufak şeyler için aslında ne kadar üzüldüğümüzü, asıl sevgi ve saygının zamanında gösterildiğinde kıymetli olduğunu hatırlatır diye umuyorum. Yazar, kitabın tamamına yakın kısmında babasını kaybettikten sonra yaşadıklarını anlatıyor. Ona dedesi ve ninesi bakıyor. Aslında dedesini az da olsa sevsede dedesi o sevgiyi gaddarlığıyla çocuğun içinden alıyor. Ninesi ise dedesine göre daha iyi kalpli biri. Annesini çokta sevdiği söylenemez.Aslında annesini sevmek istiyor -her çocuk gibi- ama anneside aynı dedesi gibi gösteremediği şefkat dolayısıyla çocuktan bu duyguyu da mahrum bırakıyor. Özellikle kitabın son sayfasında olanlar cidden insanın ağzını açık bırakıyor.Çocuk büyütürken onların her şeyi aklında tuttuklarını, yaşananları hala hatırlamalarını, ne kadar unutmak isteselerde akıllarının buna izin vermeyişini ve çocukların psikolojisinin gelecekte hala onlarla olacaklarını, onların davranışlarını belirleyeceklerini unutmadan birer ebeveyn olmak lazım.
ÇocukluğumMaksim Gorki · Kapra Yayıncılık · 019,6bin okunma
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2025 20:46
Okuduğum en iyi bilim kurgu yazarı olabilir Herbert George Wells. Kitabı okurken bazı yerlerde “nasıl ya?” ya da “inanamıyorum” dediğim yerler çok oldu.Kesinlikle ilgisi olanlara tavsiye edeceğim bir kitap. Yazar kendisinden “Zaman Yolcusu “ diye bahsediyor. Zaman yolcusu bir zaman makinesi yapmak ve bunu arkadaşlarına sunmak istiyor. Zaman makinesini yaptığında bile arkadaşları ona inanıp inanmamak arasında kalıyor. Zaman yolcusunun ilk hedefi 802701 yılına yani geleceğe gitmek. Gelecekteki hayatın düşündüğü kadar iyi mi yoksa beklemediği bir şeylerin mi olacağını merak ediyor ve araştırmaya koyuluyor. Kitabın filminide izlemenizi öneririm.
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,1bin okunma