•Dışarısı bir kanunsuzluk okyanusundan başka bir şey olmasa dahi ölünceye kadar oraya dalmanın ve yüzmenin çok daha iyi olacağını düşündüm. •“Kirli çamaşırları olmak diye bir deyim vardır.Benim için o çamaşırlar doğduğum anda kirliydiler ve ben büyüdükçe temizlenmek yerine daha pis ve iğrenç hale geldiler, ta ki her gece milyonlarca farklı cehennem azabını çekecek kadar kokusu ağırlaşana dek.
“Her biriniz işinizde yanın ve her şeyi aydınlatın. Ocak yanıyorsa ve iyi yakacakla doluysa ‘ne yapmam gerekiyor ‘ diye sormaz.Evi ve evdeki insanları ısıtır. Genellikle soğuk yaşamımızın ruhunu ısıtan canlı ocaklar olun.Canlı kandiller olun.
•İnsanlığın tek olayı insan olduğunu kendine her an kanıtlama çabasından ibaret! •İnsan yalnızca acılarını hesap etmeyi sever, sevinçleriniyse saymaz. Oysa olması gerektiği gibi saysaydı, mutluluğun her anına serpiştirilmiş olduğunu görürdü. • ”Huzur” istiyordum, yeraltında yalnız kalmayı arzuluyordum. Alışkın olmadığım “canlı yaşam” beni öyle boğmuştu ki nefes almakta bile zorlanıyordum. •İnsan olmak ; hakiki, öz be öz bedenimiz ve kanımızla insan olmak bile zor geliyor bize.
“Annemin birbiri ardına sıraladığı “sonralar” bana aşağılara,derinlere inen, beni ondan uzaklaştırıp,karanlıklara, yalnızlığa sürükleyen bir merdiven gibi gözüktü.”
Belli ki insanlığın çürümesindeki uzun zaman öncenin bir noktasında , Morlockların ( alt dünya insanları) , yiyecekleri azalmıştı. Muhtemelen fare ve ona benzeyen haşeratlarla besleniyorlardı. Şimdi bile insanoğlu yemekleri konusunda eskiden olduğundan daha az seçici ve titiz, belki bir maymundan bile daha az. İnsan etine karşı ön yargısı da derinlere işlemiş ,kökleşmiş bir içgüdü değil . Bu yüzden , insanın bu insaniyetsiz torunları…