Beytül Ahzan

Beytül Ahzan
@m_emin23
29 okur puanı
Eylül 2025 tarihinde katıldı
Puan vermedi·78 syf.··
2026 47. kitabı
Hiç Allah’tan korkmadın mı? Bunlar insan evlatları okuyacak! Hiç demedin mi bunların psikolojisi zaten bozulmuş ben iyice niye bozuyorum. Ama kalemini ruhen alkışlıyorum lakin ruh sağlığına hiç uygun değil aklı selim insanların okumasını tavsiye ederim…
Alıntı
SaudadeCem Bostan · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202411 okunma
Reklam
Puan vermedi·325 syf.··
2026 44. kitabı
Charlie, zekâsı düşükken insanlar onu küçümser. Çok zeki olduğunda ise bu defa ondan korkar, onu kıskanır ve dışlarlar. Yani Charlie hangi durumda olursa olsun toplum tarafından tam anlamıyla kabul edilmez. Bu durum, insan ilişkilerinin çoğu zaman samimiyetten değil; çıkar, üstünlük duygusu ve önyargıdan beslendiğini gösterir. Roman, okuyucuya başkalarını küçümsemenin ne kadar zalimce olduğunu hatırlatır. Ayrıca eser, bilimin sınırları üzerine de düşündürür. Bilim insanları Charlie’yi bir insan olarak değil, çoğu zaman bir deney nesnesi olarak görürler. Onun duyguları, korkuları ve yaşadığı acılar ikinci planda kalır. Böylece roman, “Bilim insan hayatını iyileştirmek için mi vardır, yoksa insanı araç haline mi getirmektedir?” sorusunu ortaya koyar. Algernon'a Çiçekler
Alıntı
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2025 101. kitabı
Bir insanın etrafındaki herkese gülümseyip, onlara elinden gelen tüm iyiliği sunduğu halde içindeki devasa sevgi boşluğunun kimse tarafından fark edilmemesi, modern çağın en büyük trajedisi olabilir mi? Tıpkı Şeker Portakalı’nın o hüzünlü çocuğu Zezé gibi, bireyler de günümüzün koşuşturmacası içinde sürekli bir aidiyet arayışı içindedirler. Zezé, içindeki o kocaman sevgiyi verecek bir yer, o sevgiyi görecek bir çift göz arayıp dururken, aslında tüm insanlığın zaman zaman düştüğü o derin boşluğu haykırmaktadır. Günümüzün dijital kalabalıkları içinde insanlar sürekli bir bağlantı halindedir; ancak hissedilen en derin duygular, bir ekran kaydırması süresinde yitip gitmektedir. Sen kendi okyanusunda kaybolurken, onlar sadece kıyıdaki kumlarla oyalanır. Zezé’nin o küçük kalbine sığdırdığı koca dünyayı, çağdaş insan büyük beton blokların arasına sığdıramamaktadır. Sevgi, varlığı görülmediğinde, muhatabını bulamadığında sahibini içten içe yakan, ağır ağır zehirleyen bir ateşe dönüşür. Peki içindeki sevgiyi anlayamayanlara kendini anlatmaya çalışmak, bir çiçeği karanlığa ikna etmeye çalışmak kadar yorucu değil midir?
Alıntı
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,1bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2025 2. kitabı
Dünyevileşme şu an da şu zamanda bir musibet gibi hayatlarımızı kuşatmış durumdadır. Bu nedenle ölümü, ahireti, Allah'a kavuşmayı kerih görüyor ve dünyada kalıcı olduğumuzun zannına kapılıyoruz. Vereceğimiz hesabı unutarak, tüm çaba ve gayretimizi dünya için harcıyoruz. Kim ne der, kim beğenir, onun var benimde olsun... İlgimizi asıl hesaptan geri çekiyoruz. Böyle yaptığımız için de namaz ve ibadetlerimizin lezzeti olmuyor. Bir türlü imanın tadına varamıyoruz. Kur'ân bizi etkilemiyor, etkilemediği için de Allah Resûlü'nün (a.s.m.) diriltmesi hatta sarsması gereken nebevî beyanları hayatlarımızda tesirini oluşturamıyor. Bu nedenle de zalimlerin, kâfirlerin, küfür ve nifak ehlinin karşısında ümmet olarak varlık gösteremiyoruz. Bir türlü düşmanlarımızın gönüllerine korku salamıyoruz. Bilakis onlar bizim gönüllerimize korku salıyor. Çünkü dünyevileştik!!!
Delilleriyle İman Esaslarıİdris Tüzün · Süeda Basım Yayın · 2017598 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 12. kitabı
“Büyük ve imkânsız olanı denerken ölmekten daha iyi bir yaşam amacı bilmiyorum. Bir şeyin imkansız görünmesi, onun peşinden gitmemek için bir neden olmamalıdır. Onu peşinden gitmeye değer kılan da tam olarak budur. Başarı kesin olsaydı ve risk olmasaydı cesaret ve büyüklük nerede olurdu? Tek gerçek başarısızlık, hayatın zorluklarından kaçmaktır.” Nietzsche Nietzsche, hayatın anlamının sadece rahat içinde yaşamak değil, büyük ve imkânsız hayallerin peşinden koşarken sınırları zorlamak olduğunu savunur. Bu düşünce, o belgeseldeki penguenin hikayesiyle birebir örtüşür. Bütün sürü yiyecek bulmak için güvenli sulara giderken o penguen her şeyi reddedip tam tersine, dağlara, kendi seçtiği o ıssız ve sonu ölüm olan yola döner. Bu bir yön şaşırması değil, sürüye uymayı reddeden sessiz ve inatçı bir kararlılıktır. Nietzsche’nin dediği gibi, kişiyi değerli kılan şey, sonu kötü bitecek olsa bile başkalarının çizdiği güvenli yoldan gitmek yerine kendi yolunu seçebilme cesaretidir. Çünkü gerçek yaşam, risk almadan kenarda beklemek değil, sonu belirsiz de olsa kendi hikayenin peşinden gidebilmektir; önemli olan kazanmak değil, o yolu yürümeye cüret etmektir.
Alıntı
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Reklam