Kapı zilini bir umut çalıyorum,
Belki açarsın diye...
Belki kalbinde bana
Dair bir şeyler filizleniyordur.
Açmazsan da canın sağ olsun;
Resmine bakıp düşlerde seninle olmak,
Bu buruk yalnızlığı bile tatlandırıyor.
Keşke... Zamanında kıymetini bilseydim.
Şimdi o gönül tahtını yeniden kurmak,
Dünyanın tüm zenginliğini yoluna feda etmek isterdim;
Ama biliyorum, bu istek bile acı veriyor artık
Yaratıcı kişi, gerektiğinde yalnız kalabilmekten korkmayan insandır. Yaratıcı insan ancak yalnız kalabildiği zaman içsel dünyasının zenginliklerine inebilir ve bunları sonradan, müzik, görsel sanatlar, edebiyat ya da bilimsel ve teknolojik buluşlar olarak bize ulaştırabilir. Bundan ötürü, gerçek anlamda yaratıcı bir insan yaratıcılık sürecini yaşarken kendisini yalnız hissetmez, yaratmakta olduğu ürünün diğer insanlar tarafından anlaşılabileceği ve kabul edilebileceği umudunu taşıdığından, aslında yalnız değildir.
Her yaratıcı kendi eserini yaparken üst düzey düşünür. Bu tamamen yalnızlık değil insanlar bu düşünme olgunluğuna tamamen erişmemiş anlamına gelmektedir. Zamanı gelince bu yaratıcılığı anlasilir. Örneğin Sokrates düşüncelerini belirtirken insanlar tarafından elestirilmis ona inanmamıştır. O öldükten sonra onun düşünceleri tamamen anlaşıldı. O korku yalnızlık değil asıl anlaşılmamak, eğer bu problem çözülürse insan yalnız değildir. Onu anlayan ve düşünen bir kişi olduğunu hisseder. Farklı bakış ile değerlendirmek istedim.
Acı ızdırap çeken insan kavuşacağı istediği şeyi bekler. O da Biliyor ki mutlu anları ulaşacağını elbet kapısına geleceği. Önemli olan ders alıp daha iyi günleri daha sıkı sıkı tutsun