Onur Kanık, bir alıntı ekledi.
12 saat önce · İnceledi

İyilik En Yakına, Ondan Sonra En Yakın Sırasına Göre Yapılmalıdır
(Resûlüllah (Sallaüahü Aleyhi ve Selîem) 'in şöyle buyurduğunu, El-Mıkdam îbni Ma'dî Kerib'in işittiği rivayet edilmiştir:

«— Allah, annelerinize iyilik etmenizi emrediyor, sonra annelerinize iyilik etmenizi emrediyor; sonra babalarınıza iyilik etmenizi emrediyor. Sonra en yakın akrabaya, ondan sonra en yakın sırasına göre iyilik etme­yi size emrediyor..»

İbni Mace: (33) Kitabu'1-Edeb. (1.) Bab: BIrrül Valldeyn. H. 3661. Müsned-i Ahmed: Mikdam hadîsleri: 4/132. El-İsabe : Cild : 3, Sayfa : 434.

Hadislerle Müslümanın Edep ve Ahlakı, İmam Buhari (Sayfa 71)Hadislerle Müslümanın Edep ve Ahlakı, İmam Buhari (Sayfa 71)
Ramazan Turan, bir alıntı ekledi.
22 saat önce

DOKUZUNCU NÜKTE

Ramazan-ı Şerifin orucu, doğrudan doğruya nefsin mevhum(gerçekte olmadığı halde varsayılan) rububiyet(Rablık)'ini kırmak ve aczini göstermekle ubûdiyet(kulluk)'ini bildirmek cihetindeki hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:

Nefis Rabbisini tanımak istemiyor; Firavunâne kendi rububiyet(Rablık) istiyor. Ne kadar azaplar çektirilse, o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır. İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin Firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Acz(aciz)'ini, zaafını, fakr(fakirlik)'ını gösterir, abd(kul) olduğunu bildirir.

Hadisin rivayetlerinde vardır ki:

Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: "Ben neyim, sen nesin?"

Nefis demiş: "Ben benim, Sen sensin."

Azap vermiş, Cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: "Ene ene, ente ente."(Ben benim, Sen sensin). Hangi nevi(çeşit) azâbı vermiş, enâniyet(benlik)'ten vazgeçmemiş.

Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: "Men ene? Ve mâ ente?"(Ben neyim, sen nesin?)

Nefis demiş: ‎اَنْتَ رَبِّى الرَّحِيمُ * وَاَنَا عَبْدُكَ الْعَاجْزُ Yani, "Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim.

Mektubat, Bediüzzaman Said NursîMektubat, Bediüzzaman Said Nursî

Aşıklar Ölmez
Ya rab bu ne derttir derman bulunmaz
Benim garip gönlüm aşktan usanmaz
Aşık ki cana kaldı aşık olmaz
Canın terketmeyen, ma'şukun bulmaz

Aşk pazarıdır bu canlar satılır
Satarım canımı kimseler almaz
Aşık, bir kişidir, Bu dünya malın
Ahiret korkusun bir pula saymaz

Bu dünya ol ahiretten içeri
Aşıkın yeri var kimseler bilmez
Yunus öldü diye sela verirler
Ölen hayvan imiş, aşıklar ölmez

-Yunus Emre

https://www.youtube.com/watch?v=BgKJ2mcIQSo

*Cegerxwîn
Şev tev çûye îdî ma tu hew tê lo
Ez ranazim, kengî bê te xew tê lo
Xanî bûye zindan tê de ranazim
Ta sipîdê qîr û nal û tew tê lo

Âteş-i aşkımı teskîn idemez bahr-i muhît
Mâ-cerâmız bizim ey dil dahı çok su götürür
***** Muhammed Hazmî Uşşâkî *****

Ağla'ma ne olur vazgeç'me bekle beni döneceğim mutlaka.. sabrettt

Resul, bir alıntı ekledi.
18 May 23:00 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Nasılki bir bedevi garaibperest, İstanbul'un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder!

Ben de ma'rez-i acaib ve garaib olan âlem-i âhireti o hâhişle görmek istiyorum.
Şimdi de öyleyim.

Beni oraya nefyetmek, bana ceza değil; sizin elinizden gelirse, beni vicdanen tazib ediniz!

Ve illâ başka suretle azab, azab değil, benim için bir şandır!

Divan-ı Harb-i Örfî, Bediüzzaman Said NursîDivan-ı Harb-i Örfî, Bediüzzaman Said Nursî

وَعِندَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لاَ يَعْلَمُهَا إِلاَّ هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلاَّ يَعْلَمُهَا وَلاَ حَبَّةٍ فِي ظُلُمَاتِ الأَرْضِ وَلاَ رَطْبٍ وَلاَ يَابِسٍ إِلاَّ فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ

"Ve indehü mefâtihul gaybi lâ ya’lemuhê illâ hüve, ve ya’lemu mâ fîl berri vel bahri, ve mâ teskutu min varakatin illâ ya’lemuhê ve lâ habbetin fîy zulumâtin(l) ardı ve lâ ratbin ve lâ yâbisin illâ fî kitâbin(m)mubîyn."


"Gayb âleminin, bilgi alanı dışındaki güçlerin ve imkânların anahtarları, şifreleri Allah’ın elindedir. Anahtarları, şifreleri ondan başkası bilmez. Karada ve denizde ne varsa O bilir. O’nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru, canlı ve ölü ne varsa, hepsi, her şey doğruları, hakkı ortaya koyan, kâinatın kayıt sicilinde, kanunlar ve ilkeler kitabında, bilgi işlem merkezinde yazılıdır."

Ahmet Tekin Meâli: En'am Sûresi 59. Âyet

"Gaybın anahtarları, Allah’ın katındadır. Onları ancak Allah bilir. Karada ve denizde ne varsa hepsini O bilir. O’nun ilmi dışında bir toprak dahi düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek tane, yaş ve kuru her şey Allah’ın ilmindedir (Levhi Mahfuzdadır)."

Ali Fikri Yavuz Meâli: En'am Sûresi 59. Âyet

Abdullah SAFİDEMİR, bir alıntı ekledi.
 18 May 00:49 · Kitabı okuyor

Bakara Sûresi 168. Ayet
Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanlardan helâl ve temiz olanları(nı) yiyin ve şeytanın adımlarına tâbi olmayın! Çünki o, size apaçık bir düşmandır.

[ “İnsanın nefsi, yemek içmek husûsunda keyfe mâyeşâ (dilediğince) hareket ettikçe, hem şahsın maddî hayâtma tıbben zarar verdiği gibi, hem helâl-haram demeyip rast gelen şeye saldırmak, âdetâ ma'nevî hayâtını da zehirler. Daha kalbe ve rûha, itâat etmek o nefse güç gelir. Serkeşâne (baş kaldırarak) dizginini eline alır. Daha insan ona binemez, o insana biner.” (Mektübât, 29. Mektüb, 253) ]

Kur-ân’ı Kerîm Muhtasar Meâli (Açıklamalı), Kolektif (Sayfa 24 - Hayrât Neşriyat)Kur-ân’ı Kerîm Muhtasar Meâli (Açıklamalı), Kolektif (Sayfa 24 - Hayrât Neşriyat)