(Göbekli tepe den bu yana) değişen tek şey görüntü ! tapma , taptırma ikonlaş ma , totem leş me devam ediyor .. !
Beğeninin mânâsı ne olmalı?
Bir ileti, alıntı, paylaşımı beğenmenin mânâsı; benim veya insanların faidesine olacak bu bilgiyi, ma'lûmâtı bizlere sunduğun için teşekkür ediyorum. Buna ihtiyacım vardı. Daha evvelen görmediğim, bilmediğim bir şeyi bana ulaştırdın. Bu içeriği ben de tasvib ediyor, destekliyorum. Müteşekkirim.
1000Kitap
Reklam
Maarif'in Yeni Tercümesi ve Editörlük Çalışmaları
Metinsel Restorasyon ve İrfani Dilin Yeniden İnşası: Seyyid Burhâneddîn’in Ma‘ârif Tercümeleri Üzerine Metodolojik ve Eleştirel Bir Mukayese Bu makalede, tasavvuf tarihinin en cezbeli ve aforizmatik metinlerinden biri olan Seyyid Burhâneddîn Muhakkik-i Tirmizî’ye ait Ma‘ârif’in iki farklı Türkçe tercümesi; dönemsel dil politikaları, terminolojik sadakat, nazım estetiği, metin tenkidi metodolojisi ve dramatik anlatı teknikleri açısından karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Abdülbâki Gölpınarlı tarafından 20. yüzyılın ortalarında üretilen öncü nitelikteki literal çeviri ile yeni neşre hazırlanan tercüme metinleri; ontolojik, hermeneutik ve lirik katmanları aktarma kabiliyetleri açısından masaya yatırılmıştır. Çalışma, bir klasik metnin yeniden çeviri süreçlerinde uğradığı semantik dönüşümü ve kayıp-kazanım dengesini kuramsal bir zeminde temellendirmeyi amaçlamaktadır. 1. Yeniden Çeviri Paradigması ve İki Ufuk Klasik Türk-İslam düşüncesinin irfani metinlerini modern bir dille yeniden buluşturmak, yalnızca bir lügat eşleştirmesi değil, metnin doğduğu batıni uzamın sentaktik (sözdizimsel) ve kavramsal olarak yeniden inşasıdır. Seyyid Burhâneddîn'in Ma'ârif'i; parça parça coşkulu yapısı, manzum geçişleri, sembolik hicivleri ve yoğun ayet atıflarıyla mütercim için çetin bir filolojik sınava dönüşmektedir. Abdülbâki Gölpınarlı çevirisi, metni Türkçe okura ilk kez sunan tarihsel bir kutup çalışma olmakla birlikte, dönemin egemen dil politikalarının getirdiği "Öztürkçeleştirme" ve rasyonalizasyon refleksi nedeniyle tasavvufi ıstılahların dikey metafizik anlam alanını yer yer düzleştirmiştir. Yeni çeviri paradigması ise Gölpınarlı’nın filolojik mirasını bir basamak olarak kullanıp metne teknik terminolojisini, manzum musikisini, metaforik canlılığını ve anlatısal tansiyonunu
Edebiyat
Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da. مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ "Mâ vedde'ake rabbüke ve mâ kalâ.
Sevdim Seni Ma'bûduma…
Sevdim seni Ma'bûduma canan diye sevdim, Bir ben değil, âlem sana kurbân diye sevdim. Ecrâm-u felek, levh-u kalem mest-i nigâhın, Dîddârına âşık Ulu Yezdân diye sevdim... Mahşerde nebîler bile senden meded ister, Gül yüzlü melekler sana hayrân diye sevdim... Aşkın ile buhurdan gibi tütmede bu kalbim, Sensiz bana Cennet bile hicrân diye sevdim... Tâ Arş'a çıkar her gece âşıkların âhı, Asilere lûtfun yüce fermân diye sevdim... Dağ kalbime bir lâhzacık ey nur-i dilâra, Sevdânı gönül derdine dermân diye sevdim. Bülbül de senin bağrı yanık âşık-ı zârın, Feryâd bütün âteş-i sûzân diye sevdim... Hûriler ezelden beri şeydâ-yi cemâlin, Yanmıştı sana "Yusuf-ı Ken'ân" diye sevdim... Evlâd'ü ıyalden geçerek Ravzâna geldim Evsafını medh etmede Kur'an diye sevdim. "Kıtmîr"inim ey şâh-ı Rüsûl kovma kapıdan, Alemlere rahmet dedi Rahmân diye sevdim... Şeydâ kuluna eyle nazar merhametinle, Bir lâhza nazar en büyük ihsân diye sevdim… Ali Ulvi Kurucu Rahmetullahi Aleyh
Şiir
Her dem-i seherde velvele-i beyhûdenin sükût-ı ma'nî-dâra mağlûbiyet destanı yazılır da; Altına mührün vurur çeşm-i terim... ~ene 🌀
Edebiyat
Reklam
Reklam