Althusser Kara İnekler'i sonbaharda bir kenara bırakır. Pek çok arkadaşından metnini değerlendirmesini istemiştir: bunlar Etienne Balibar, Fernando Claudin, Dominique Lecourt ve Pierre Macherey dışında, Helene, eski öğrencisi ve eski arkadaşı Michel Verret ve eli mizde değerlendirmeleri olan ama isimlerini bilmediğimiz iki kişi daha olmak üzere en az dört başka kişidir. Ekim ayında Claudin uzun bir mektupta yanıtının "enorme retraso"su* için özürlerini sunduktan sonra izlenimlerini paylaşır. Bu yanıtta Althusser'in gördüğünü san dığı eleştiriyi aramak nafiledir. Claudine'e belki de göndermediği bir mektupta şöyle der: "Aslında 'olayın' çok fazla yakınından ve politik bir değeri olamayacak kadar dolaysız bir tepkiyi temel alarak yazdım [ ... ]. Esasında, senin savlarının hepsi bu yönde ve atılan bu "ilk taş" hakkında şu son aylarda gitgide daha güçlü bir biçimde hissettiğim şeyi açıklıkla görmemi sağladın: metnin politik uyumsuzluğu [ ... ] . Dolayısıyla bir adım geri çekilip öyle bakacağım:'
Spinozacı tarzda okumak demek, bir metnin maddiliğine ve uyuşmazlığına dikkat kesilmek demektir. Maddilik ve uyuşmazlık, aslında bir metnin bir bütün olarak "hakiki" bir formda yapay olarak dondurulmasını reddederek onun canlılığını muhafaza eder.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
• 1967-1968 kış döneminde Althusser'in "bilim insanları için felsefe" derslerine katıldınız. Althusser girişi yaptı, Balibar ve Macherey "deneyim ve deneyimleme" üzerine, Michel Pêcheux ile birlikte siz de "epistemolojik kopuş" üzerine ders verdiniz.
- Kesinlikle, ardından Badiou "model kavramı" üzerine, Fichat "bilim tarihi düşüncesi" üzerine ders vermişti. Bizim ilgimizi çeken, Bachelard'dan yola çıkıp Galileo'yu ve Galileoculuğun ilk dönemini destek alıp Koyré'yi tekrar ele almaktı. Az önce bahsettiğimiz dönüm noktasının bir parçasıydı bu, yani fizik-matematik biliminin başları, kelimenin geniş anlamında, Lacan'ın anladığı anlamda bilimdi, sadece Yunan bilimi değil, aynı zamanda deneysel ve kuramsal bilimdi.
Sayfa 190 - François Regnault ile söyleşi*·Kitabı okudu
• 1959 ile 1964 arasında birçok felsefi yeniliğin doğuşuna tanık oldunuz: Lacan, Canguilhem, tam bir gelişme içinde olan Althusser...
- Evet, tanıdığım Althusser çevik, dinamik, neşe dolu birisiydi. Sıkıntılarının savaştan, uzun zaman stalag'da kalmasından kaynaklandığını ve bunların onda izler bıraktığını düşünüyorduk. Sorunları olduğunu, ilaç aldığını biliyorduk, ama yaşadığı zorlukları ölçememiştik; belki de gözümüz biraz kapalıydı. Lacan henüz yeni gelmişti ve psikanaliz gündemde bile değildi! Freud çalışıyorduk ama bütün bunların, nevrozların, psikozların bizim de hayatımıza gireceğini hiç düşünmemiştik.
Althusser'in taşkınlık dönemlerini, sonsuza dek, gece ve gündüz çalışmaya hazır olduğu o manik evreleri ve uykulu gözlerle bürosunda tek başına sizi öylesine dinlediği yıkılmışlık evrelerini ancak 1963-1964 yıllarında ayırt edebildim. Macherey ile birlikte, 1968'de onu hastanede ziyaret ettik; uzak, aklı başka yerde, olaylarla hiç alakası kalmamış bir Althusser'di.
Sayfa 185 - François Regnault ile söyleşi*·Kitabı okudu
• Marx öncesi bir Althusser ve Marx sonrası bir Althusser var mıydı? Aradaki fark anlaşılıyor muydu?
- Elbette! Önceden tanıdığım Althusser'in Marx'a ilgi duyduğunu herkes bilir, ama agrégation'a hazırladığı için. Ben agrégation sınavını geçtiğimde, programda Platon ve Leibniz vardı, Althusser daha çok bu yazarları çalışıyordu.
Örneğin Leibniz için Althusser Michel Serres'i getirtmişti bu hikâyede Michel Serres biraz unutuluyor, çünkü pek solculukla ilgilenmiyordu, ama o da Vincennes'e tayin edilmişti. Serres, Leibniz sistemi ve matematik modelleri üzerine yazdığı tezi yeni yayımlamıştı. Agrégation sınavına hazırlananlara ders vermeye gelmişti, muhteşem derslerdi, Platon için ise Victor Goldschmidt'i çağırmıştı. Kızlar da sınava hazırlanıyorlardı ve Catherine Clément kızlar arasında birinci, ben de erkekler arasında birinci olduk.
Dolayısıyla, Marx İçin hareketinin çabalarına tanık olmayıp sadece ilk etkilerini ya da ilk yankılarını görmüş olsam da, Badiou'nun "dilsel dönüş" olarak adlandırdığı bu yön değişimini Lacan ile nasıl gerçekleştirdiğini çok iyi hatırlıyorum.
• Althusser ve siz gibi öğrencilerinin bu yön değişimini nasıl tanımlarsınız?
- Bu yön değişimi, Hegel'in değil de Husserl'in ve bilinç durumlarının fenomenolojisinin, yani o dönemde hâlâ hazırlık okulunda egemen olan fenomenolojik geleneğin terk edilmesiydi. Şunu da bilmek gerekir, Jean Beaufret de Ulm'de Heidegger üzerine ders veriyordu, Heidegger'e olan hayranlığa ya da ilgiye rağmen, hem mantıkçı hem Marksistleştirici bu yön değişimini uygulamak için Beaufret kenarda bırakılmıştı.
Beaufret'nin seminerlerine Ulm'deyken katılmadım; Althusser'in seminerine, Serres'in derslerine, Vuillemin'in derslerine, belki Lévi-Strauss'un bir ya da iki konferansına, Foucault'nun "Sonluluğu düşünmek" (sadece ilkini
Sayfa 183 - François Regnault ile söyleşi*·Kitabı okudu
Pierre Macherey'e göre, sanat ve edebiyat ideolojiye merkezden değil kenardan bakabilen pratiklerdir." İdeolojiler, kendilerini yaşatacak ve kendilerine hizmet edecek özneler üretir.