“İşte hepimiz o saf tohuma emanetiz! Karanlığı mağaraya değil Hira’ ya çevirecek o tohuma. Bir balığın ışıksız karnında olduğu halde henüz umudunu kaybetmemiş olan o kalp sesine emanetiz...Hz. Musa’ nın bir cana mal olan hatası gibi hatalar çoğaldığında ‘Rabbim ben senden gelecek en ufak hayra muhtacım’ duasındaki o en ufacık hayra emanetiz.”
“Kararsız, düşe kalka, kalp yordamı ile ilerliyorum. Elindeki çubukla durgun suya halkalar çizen çocuk gibiyim. Ya da pencere nişine oturup da hayaller kuran, göğüs geçiren şairler gibi. Varlıkla yokluğu aradan çıkaran veliler, bilmekle bilmemeyi yitiren deliler gibi.”
Bedelini ödemediğiniz hakikatin, hazmetmediğiniz fikrin, tatmadığınız hissin tellalı olursunuz, sahibi değil. İnsan sahip olduğu şeyi bir başkasına ihtiyaç olmadıkça gösterme derdine düşmez.
İnsanın en hayırlısının ailesine en yumuşak, en iyi davranan olduğunu söylerdi. Bizlere o kadar yumuşak davranırdı ki, hepimizi ism-i Latif’ le kuşatırdı. Babam ailesine tüm esmayla yönelirdi. Yuvamıza yine ism-i Rahim’ i kandil gibi astı.